...

...
Alptekin Şimşek
Tatlı Sözlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tatlı Sözlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mart 2014 Cuma

Tatlı Sözlük (15)

Pi Sayısı :
Matematiğin sihirli sayısı, olmazsa olmazı, herhangi bir dairenin çevresinin uzunluğunun, dairenin çapına bölünmesiyle bulunan "pi" sayısını ifade eden 3,14'ten esinlenilerek 14 Mart, 1988'den bu yana "Dünya Pi Günü" olarak kutlanıyor.


Kısaca 3,14 olarak bilinen, ancak irrasyonel bir sayı olduğu için virgülden sonra sonsuza dek devam eden "pi" sayısının, ilk hangi medeniyet tarafından bulunduğu bilinemiyor.
Araştırmalar Sümerler'in, Babiller'in, Eski Mısırlılar'ın ve İbraniler'in de "pi" sayını kullandığını ortaya koyuyor. "Pi" sayısına ismini ise çok eski dönemlerde de kullanılmış olmasına karşın, asırlar sonra Yunanlılar veriyor. İsmini Yunan alfabesindeki "?" harfinin okunuşundan alan, değiştirilemez sabit bir oran olan "pi" sayısı, "Arşimet sabiti" ve "Ludolph sayısı" olarak da ifade ediliyor.

Daireler, yaylar, pendulumlar gibi bazı matematik işlemlerinde kullanılan, çözümü kesinliğe ulaştıran, kolaylaştıran ve zamandan tasarruf sağlayan mükemmel bir sayı olan "pi"ye özel kabul edilen 14 Mart, ilk olarak fizikçi Larry Shaw tarafından 1988'de San Francisco Exploratorium'da kutlandı.
O günden sonra "Dünya Pi Günü" olarak kutlanan 14 Mart'ta okullarda, üniversitelerde, bilim çevrelerinde çeşitli etkinlikler düzenleniyor.
"Bay Beyin" olarak tanınan Daniel Tammet, 2004 yılının "pi" gününde, sayının virgülden sonraki 22,514 basamağını ezberden okuyarak, önemli bir rekora imza attı.
Amerika, 12 Mart 2009'da "pi" gününü "Ulusal Pi Günü" ilan etti.

Gerçek değeri "3,141592653589793238462643383..." şeklinde devam eden "pi" sayısına özel gün, Türkiye'de de ilk kez 2007'de kutlanmaya başlandı. Gün kapsamında geometri ve matematik yarışmaları düzenleniyor, tişörtler basılıyor ve logo hazırlama, pi sayısını ezberleme gibi özel yarışmalar gerçekleştiriliyor.
Virgülden sonra sahip olduğu sonsuz sayıda rakamın periyodik olarak birbirini tekrar etmediği pi sayısı, "sonsuzluk" ve "rutin olmayan"ı işaret ettiği için, büyük anlam taşıyor. "Pi" sayısı matematiksel açıdan çok az gizem içerse de, popüler kültürde önemli bir yere sahip. Matematikle uzaktan yakından ilgisi olmasa dahi, gizemli ''pi'' sayısı herkes tarafından biliniyor.


"Pi" sayısının sonu nerede
Fransız bilgisayar mühendisi Fabrice Bellard, 2010 yılında, kişisel bilgisayarını kullanarak "pi" sayısının 2,7 trilyon haneli hesaplamasını yaparak, 2,6 trilyon hanesini bulan Japonya'nın Tsukuba Üniversitesi'nden Daisuke Takahashi'nin rekorunu kırdı.
Günümüzde "pi" sayısının virgülden sonraki en fazla basamağını hesaplayabilmek üzere birtakım yarışmalar da yapılıyor.

"Pi"ye özel çalışmalar
Matematiğin sihirli sayısı "pi" üzerinde pek çok bilim insanı çalışma yaptı.
Kaynaklar "pi" sayısı için, ilk gerçek değerin, Arşimet (MÖ 287-212) tarafından kullanıldığını belirtiyor. Arşimet'in, "pi" sayısının değerini hesaplamak için sunduğu yöntemle 3,142 ve 3,1408 sayısına ulaşıldı.
İranlı matematikçi Gıyaseddin Cemşid, (1380-1437) Arşimet'in önerdiği polinomlar yöntemini kullanarak, sayının virgülden sonraki 14 basamağını doğru olarak bulmayı başardı.
Alman matematikçi ve astronom Valentinus Otho (1550-1653), 1573'te sayının virgülden sonraki 15 basamağının (3,141592920353982) olduğunu buldu.

Alman matematikçi Ludolph van Ceulen (1540-1610), 1596'da sayının virgülden sonraki 20 hanesini bularak, kitap olarak yayınladı. Kısa bir süre sonra virgülden sonraki 35 hanesini bulmayı başardı. Bu başarısı, Avrupa ülkelerinde büyük ilgi gördü. Hatta Avrupa'da pi sayısı "Ludolph sabiti" ya da "Arşimet sabiti" olarak da biliniyor.
İsviçreli matematikçi Leonhard Euler (1707-1783), 1737'de yayınladığı kitabında, "pi" sayısını ifade etmek için Yunan alfabesinin 16. harfi olan (?) sembolünü kullandı. Daha önceki matematikçiler de bu sembolü kullanıyordu. Fakat Leonhard Euler'den sonra tüm matematikçiler bu sembolü benimsedi.

Alman matematikçi, fizikçi ve gökbilimci Johann Heinrich Lambert (1728-1777), 1761'de "pi" sayısının irrasyonel bir sayı olduğu ve sonsuza dek sürüp gittiğini buldu. Böylelikle diğer matematikçilerin sayının sonunu bulma umutları suya düştü.
Alman matematikçi Ferdinand von Lindemann (1852-1839), 1881'de sayının aşkın bir sayı olduğunu kanıtladı.

Cumhuriyet/14.3.2014

20 Şubat 2014 Perşembe

Tatlı Sözlük (14)


BOKBÖCEĞİ:
Allah sizi inandırsın, bir ansiklopedide tesadüfen görmesem, yeryüzünde böyle bir hayvanat olacağına hiç inanmazdım. Huzurlarınızda bu hayvanı ve hayvana bu ismi veren yüce şahsı kutlamak isterim; bir isim ancak bu kadar öğğğrktürücü olabilirdi. 

Neyse midemi bulandırmamaya çalışarak, birkaç kelam da bunlar için edelim. Şimdi şu bilimsel alıntıya dikkatinizi çekmek isterim: "Eski Mısır'da bokböcekleri yaşamın, ölümsüzlüğün ve varoluşun simgesiydi. " 
Pes doğrusu, ben de Mısırlıları uygar bir toplum olarak bilirdim. Şu dakika gözümden düştüler. Lafa bak ölümsüzlüğü simgeliyormuş, hem de varoluşu. Af buyurun ama bunlara simge için başka bir haysiyetli hayvan bulamamışlar mı?.. Çok teessüf ederim, çooook!..

Bu arada, bu hayvanların hakkını yemek de istemem tabi (zaten onlara ait hiçbir şeye dokunmak bile istemem), bunların faydalı oldukları bir husus da var(mış). O da şu ki, büyük otoburların dışkılarını yiyerek, dünyanın ekolojik dengesini koruyorlarmış. Görüyorsunuz işte adaleti, ekolojik dengemiz kimlere kalmış.

Bu iğrenç hayvanların aşk hayatına girmeyi gururuma yediremiyorum, merak eden varsa gitsin başka bir kitaptan okusun... 

A Şimşek

6 Şubat 2014 Perşembe

Tatlı Sözlük (13 )

DEVELER:
Her zaman için su stoku yapmaları bakımından ne kadar da İstanbulludurlar bu hayvanlar. Ben bir de "Yok deve!" deyimini çok severim!.. Deveye demişler ki "neden boynun eğri", şeklinde başlayan bir atasözü vardır. Ama ben bunu doğrulatamadım hiçbir deveden. Hangisine sorduysam; bize şimdiye kadar öyle bir şey sorulmadı; sorulsaydı elbette gerekli açıklamayı yapardık, dediler. 
 

Develer, Hindistan, Pakistan, Afganistan ve Arabistan'da çok bulunur. Demek oluyor ki, Türkiye yerine Türkistan olsaymışık, bizde de çok bulunacakmış. Esasen bizde 'çüş deve' si çok bulunur ama ben rastlayamadım, anlatanların yalancısıyım. 

Develeri araştırırken ilginç bir hususu tespit ettim ki, bu husus el emeği ile geçinen insanlarla develer arasında ortak bir yönün bulunması. O da her ikisinin de bol bol nasıra sahip olması. Biliyorsunuz el emeği yoğun olarak çalışanların elleri nasır olur... Develer de sadece çökerek dinlenebildiklerinden işte bu yere değen yerleri nasır oluyor. Görüyorsunuz ki, arada kocaman da bir fark var; insanlar çalışırken nasır tutuyor, develer dinlenirken. Bu da Allah'ın bir hikmeti olsa gerektir.

Deve deyince bizim aklımıza hep çift hörgüçlü olanlar gelir ama bir de tek hörgüçlü olanlar vardır. Bunlarınkisi gerçekten bir deve dramıdır. Çünkü, tek hörgüçlü develer, çift hörgüçlü olanlarca aşağılanmakta ve dışlanmaktadır. Buna rağmen tek hörgüçlü develer kendilerini avutmasını gayet iyi bilirler ve şöyle derler: "Deve olana bir tek hörgüç yeter!.."

Develerin aşk hayatı hep yalan-dolanla doludur. Çok başarılı kur yapma becerisine sahip olan erkek develer, dişi develeri çoğu hüsranla biten aşk hikayelerine sürükler dururlar. Çünkü, balım-cicim çöl fırtınalarında dişi deveye 'aşkım, hayatım' gibi iltifatlar eden erkek devenin gerçek niyetinin, dişi devenin sırtındaki sular olduğu nice sonra anlaşılır.

Develerle ilgili son bir bilgi ise şudur: Takriben M.Ö. 2570 yıllarında develer, devekuşları aleyhine babalık davası açmış fakat kaybetmişlerdir. İşte bu yüzden 'kuşu' soyadını taşıyamazlar. 

A. Şimşek 

2 Şubat 2014 Pazar

Tatlı Sözlük ( 12 )

TAVUKLAR:
(Pek çok imaya müsait bu kelimeyi biraz didikleyeyim dedim)
Gallus cinsi uçamayan bir kuş türü. 
Tavuğun erişkin erkeğine horoz, erişkin kendisine tavuk, yumurtadan yeni çıkan yavrusuna civciv(çıtır), genç ve fingirdek olanına piliç adı verilir. Bundan sonraki aşamalarda duruma göre; ızgara, şiş, fred çikın, lades, Mudurnu, tavuklu lahmacun gibi adlar aldıkları da olur. 

Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan çıkar, olarak bilinen meşhur fasit dairenin pratik hiçbir ehemmiyeti yoktur. Her iki durumu da kanıtlayacak yeteri kadar örnek olay tespit edilmiş bulunmaktadır. 
Kanıtlanan başka bir husus ise, yumurtlamaya çalışan bir tavuğun, sıpa dünyaya getiren bir eşek kadar feryat figan edebildiğidir.Bu figan sesini MP3 ile sıkıştırsanız bile PC' nizde rahatlıkla 200 MB' lik yer işgal eder. 

Binlerce yıl önce evcilleştireceğiz diye kendimize bağladığımız tavukları aslında evde değil kümes kadar odalarda barındırırız. Üstelik bunlar yeteri kadar yumurtlayamadıkları zaman, "Avustralya' dan yumurta verimi yüksek hindim gelecek" diyerek tahliye ederiz(aslında tahliye de edilmezler, bunlar resmen kesilirler). 

Efendime söyleyeyim, kümes tabir edilen yerlerde umumiyetle 6- 7 adet tavuk, bir adet horoz ve bir tane de numunelik lavuk(horoz ve tavuğun resmi nikahsız ilişkisinden doğan bir kümes hayvanı) bulunur. Horoz ve tavuk ırkı, şeriat ötesi yaratıklardır. Çünkü az önce de belirttiğim gibi bir herifine 6- 7 adet tavuk düşmektedir. Halden de anlaşılacağı üzere horozlar poligamdırlar. Tabi, insanoğlunun bahşettiği arpa- buğdayla poligam olmak kolaydır. Gel de asgari ücretle poligam ol da görelim...
Horozlar çok haşindirler. Belki de hayvanlar aleminin en gaddar ev reisleridirler. Şöyle ki; horoz efendi işinden kümese döner dönmez, rahatlıkla 'yemek daha niye pişmedi ulaaynn' diyerek tavukların silsilesini didikleyebilmektedir. Tavukların 'erkeğim, horozum, biz arpayı- buğdayı zaten pişmemiş yemiyor muyuz?' demeleri hiç kar etmez. Gelecek cevap şudur: "Bak, bi de cevap veriyo, utanmaz karı!" 

Kavga faslı bununla da bitmez... Evin reisi, yemini yedikten sonra, yedikleri boğazından aşsın diye, su içmek üzere su kabının yanına gittiğinde de fırçasını eksik etmez: "Yiieeyyyyyt, ben size demedim mi, Haş-iki - O' nun, O' sunu fazla koymayın diye, ibiksiz karılar?" İşte böyle sudan bir sebepten de tavuklar dayak yemekten kaçamazlar... 

Tavuklar ailesi, nüfus planlaması konusunda çok hassastır. Her gün yumurtlayabilme kapasitesine sahip olmalarına rağmen; kümes sahibinden rica ederek her gün muntazaman kürtaj olurlar... Tavuk yasaları buna izin  vermektedir... 
Horozlar , çok onurlu hayvanlardır. Bizimkiler adlı dizide, horozlar çok döğüşken gösteriliyor, diyerek bir keresinde 25 iş günü ötmeme protestosu yapmışlardır. Horozların bu eylemine, insan sülalesi 55 gün yem vermeme eylemiyle cevap verince, her hangi bir anlaşma zemini oluşmamış; işte o horozların hepsi hayatlarına lades kemiği olarak devam etmişlerdir... 

Horozlar çok da zeki hayvanlardır hani. Örneğin her hangi bir tavuğu zırt- pırt yumurtlatmak için onu follukla kandırabilirsiniz. Ancak, bir horozu asla şişme bir tavukla kandıramazsınız. Horoz cinsellik olayını biraz sert yaşadığı için, iki gaga darbesinde neyin ne olduğunu hemen anlar. 

Denizli' nin horozları da ötme ve döğüşme verimleri yüksek bir horoz ırkıdır. Ancak, bunların sözünü etmeye değmez, çünkü çok hemşericilik yaparlar... Bunlarda enternasyonalist bilinç şu kadar(şu kadar derken işaret parmağımın ucunu göstermekteyim) bile gelişmemiştir. Kavga dedin mi en önde giderler ama 'gel barışalım' dediğinizde Türkçe bilmiyor ayağına yatarlar... 
Tavuk ve horozların uçamadıkları bilinmektedir diyemiyorum, sadece öyle sanılmaktadır. Bu hayvanların uçmaması sadece ve sadece uyanıklılıklarındandır. Kuşlar ne için uçarlar, yem ve su bulmak için değil mi?.. Bunlar zaten kümeste varsa neden uçsunlar ki?.. Bu tavırları da bize, bunların ıq' larının yüksek olduğunu gösterir. 

Tavukların birden bire tavuk olmadıklarını, piliçlik olarak adlandırılan bir evreden geçtiğini imlemiştik. Tavuklar piliç oldukları dönemde asla kümeste kalmazlar. İlla ki ya İstiklal Caddesi' ne, ya da Moda' ya filan takılırlar... Bunlar iyice tüylenmediklerinden, caddelerde her bir yerleri meydanda olarak gezerler... Bu durum insanlar için çok hoş bir durum arzederken, horozlar için utanç verici bir durumdur.Çünkü, piliçlik evresini tamamlayıp kümeslerine döndüklerinde bunlardan yüzde doksandokuzu bekaretini yitirmiş olur... Horozlar umumiyetle tavukoğlantavuk bir tavukla evlenemezler... 
Horoz dediğimiz bu mağrur hayvanlar, folklorumuzda da hak ettikleri yeri almışlardır: Erken öten horozun cücüğünü keserler, gibi... Horozumu kaçırdılar, damdan dama uçurdular türküsünün ise ilginç bir hikayesi vardır: Bir gün köyün veletleri, köyün en yakışıklı horozunu kaçırır ve damdan dama bu hayvancağızı savurtarak uçup uçmayacağını sınamak isterler... Tabi hayvancağız uçamaz ve beşinci sortiden sonra kıç üstü yere çakılır... İşte bu türkü, erlerinden olan 6 adet tavuğun imece usülüyle meydana getirdikleri çok içli; duygu ve gıt gıt gıdak yüklü bir ezgidir... Bu bahtsız hayvanın türküsü hala söylenir oralarda... 

" Üfff!.. Yavrum piliçlere bak!.." ibaresi ise sokak folklorumuza renk katan başka önemli bir imgelem bütünleçidir.... Yaaaa!.. 

A. Şimşek 

28 Ocak 2014 Salı

Tatlı Sözlük (11 )

KÖPEKLER:
Canis Familiaris havhavus sülalesinden evcil bir memeli türü. 

Evcilleştirilmiş ilk hayvan türüdür bu silikonsuz sarkık memeli hayvanlar. O gün bugündür de evlerimize öyle bir yerleşmişlerdir ki, Bodrum' a akrabaların yanına tatile gidip de oraya yerleşen hominus gırtlakusa aşırı bir benzerlik gösterirler. Kedilerin de daha sonraları bu eve ortak olmak istemeleri aralarında ezeli bir rekabetin doğmasına yol açmıştır... Misafir misafiri istemez, ev sahibi hiç birini, derler ya, aynen öyle. Bu ezeli rekabet nedeniyle evcil başka bir hayvan türü olan bu kedileri evcillikten çıkartıp, mezarcıl yapmak isterler... Kediler ciğere meraklıdır, köpekler de kedi ciğerine... 

 
Evcilleştirilmiş itlerin atası bozkurtlar olarak bilinir. Bozkurtların çok politik hayvanlar olduğu da bilinen başka bir gerçektir. Her dönem iktidara oynamışlar; evcil olmanın yanında devletçil olmayı da bir ilke olarak benimsemişlerdir. Bozkurtların bir kısmı koca koca göbeklerini doyurmanın zorluğu karşısında kıl kurdu olmayı yeğlemişler, iddiasız bir şekilde hayatlarını idame ettirmeye çalışmışlardır... 

 
Afrika' da yazılı tarihin başlangıcından bu yana köpeklerin varlığı bilinmektedir(anti- parantez, kimi lehçelerde kupek denmesi sizi şaşırtmasın, bu da köpek demektir fakat romanca'dır). Buna rağmen bu itler tenezzül edip de bize iki satır yazı bırakmamıştır, bize yardımı olsun diye... 

Toplam 42 dişe sahiptirler. Onca kemik yalamalarına rağmen beş tanesini de insanlara verelim de eşitlik sağlansın demezler; öyle bet hayvanlardır... Halbuki böyle bir güzellik yapsalar, 37- 37 kardeş kardeş paylaşmış olurduk. Akabinde biz de altta kalmazdık,öldükten sonra kemiklerimizi onlara bağışlardık. 

Bu hayvanlar aleminin alçak üyeleri(sadece danualar dana kadardır), 100 km. öteden ısırılacak kıçın kokusunu alırlar. Kulakları da çok gelişmiş olduğundan, deprem olacağı haberini çok önceden duyarlar. Fakat görme duyuları çok zayıftır, hırsız diye beni ısırdıkları çok olmuştur. Üstelik aşkların fedaisi ve renklerin de körüdürler. 50 tane iti bir araya getirseniz sarıyı kırmızıdan ayırdedemezler. Renkli tv' lerin çıkması da bu hayvanları depresyona sokan etmenlerin başında gelmiştir. Başka bir depresyon sebepleri ise, ağaca tırmanan kedilerin peşinden gidemeyecek kadar göbekli olmalarıdır...

Köpekler cinsel olgunluğa erişmek için 18 yıl beklemeyecek kadar uyanık hayvanlardır. Bir yılda duvarlara tırmanacak hale gelirler. Gebelik dönemleri 9 hafta kadardır... Erkek itler ilişkilerinde çok özenlidirler... Dişlerini fırçalarlar, beyaz çorap giymezler, bulaşık yıkarlar, önsevişmeyi ihmal etmezler(seks süreleri yarım saat kadardır), kokan çoraplarını dişi it görmesin diye toprağa gömerler, 'gene mi encikledin, sorumsuz karı' demezler, evlilik yıldönümlerinde sokağın en verimli çöplüğüne götürürler eşlerini. Poligamdırlar, monogamdırlar, gamsızdırlar, homodurlar, her türlü melanet vardır bunlarda... 

Yavrular, doğduklarında kör ve sağırdırlar... Bu körlük ve sağırlık, çapkın bir sahip ya da sahibe bulduklarında da devam etmek zorundadır. Yoksa kemirecek kemiği zor bulurlar. 

Köpekler çok türlüdürler. Hepsini bizim ezberleyebilmemiz mümkün olamadığı için bunların tümüne birden biz çomar filan deriz. Nickname' leri ise kuçu kuçu' dur... En sert it bile bu kuçu kuçu lafına tav olur... Hemen o salak kuyruğunu sallamaya başlar... Yaz sıcaklarında böyle itlerden beş- altı tane bulundurmak serinleme ihtiyacı bakımından gayet faydalıdır... 

 
Köpekler bir yönüyle çok hassas hayvandırlar; kulübelerinin önüne 'dikkat köpek var, ısırır' şekline tabelalar konmasından rahatsızlık duyarlar. Ve sahiplerine derler ki: "Yahu belki bir gariban geçti, onu da mı ısıracağım?"

Buna rağmen, kemik parası diyerek, yerli yersiz pek çok insanı ısırdıkları da bir gerçektir... Başka bir yön ise folklurumuzda it gerçeğidir. İtoğluit tabiri, oğullara sirayet bakımından eşşekoğlueşşek ibaresine şaşırtıcı ölçüde benzer. 

Havlayan köpek ısırmaz lafını söyleyen atamız ise , bir hayli safdil olmalı; yahu hayvan ısırırken nasıl havlasın ki, di mi ama? 

Sayfanın başından beri izahına çalıştığımız itler, kimi insanların cinsel tercihlerine konu olmaları itibarıyla da; diğer hayvanlar arasında haklı bir üne sahiptirler... 

Ünlü şair Can Yücel, mealen şöyle der: 

Elimde bir tebeşirle gezerim sokakları 
"Dikkat köpek var!" yazısını gördüğüm zaman bir yerde 
Altına; 
'Evet doğrudur' yazmak için! 

A. Şimşek
 

26 Ocak 2014 Pazar

Tatlı Sözlük ( 10 )

- Dünya ok atma rekoru bir Osmanlı Padişahı olan 2. Mahmud'a aittir.
2. Mahmud'un rekoru 792 metredir.

 

Yukarıdaki bilgiler ışığında dünya b.k atma rekoru kimde olabilir?
-Herhangi bir başbakanda
-Herhangi bir yandaş medyada
-Herhangi bir cemaatte
-Herhangi bir bakan veya milletvekilinde
-Herhangi birisinde...


A.Şimşek

20 Ocak 2014 Pazartesi

Tatlı Sözlük (9)


EŞEKLER: 
Efendim bu hayvan müsvettesi hiç utanmadan "Atgiller" familyasından gelmektedir. Sen kalk böyle bir soylu familyadan gel, ama durmadan zırla; olacak şey değil sevgili okurlar. Ben inanıyorum ki, zamanında atlardan bir tanesi sarhoş bir anında ihtiraslarına yenildi ve böyle ucube bir soy türedi. 

Bu hayvanlar İ.Ö. 4000'lerde evcilleştirilmişlerdir. Varın siz anlayın bunların ne kadar saftorik ve embesil bir hayvan olduğunu. 

Ben onlar hakkında atıp tutuyorum ama, bunlar az yemle büyük bir yük taşıma kapasitesine sahiptirler. O kadar ki, Hoca Nasrettin, ona yem vermeden yük taşıtmayı denemiş fakat aldığı sonucu şu sözlerle özetlemek zorunda kalmıştır: "Tüh be, tam açlığa alışoyrdu ki öldü!.." Zaten o tarihten sonra da, bu ölüm olayını protesto etmek için Nasrettin, eşeğe ters binmeye başlamıştır. Böylece tarihi bir gerçekliği de ortaya çıkarmış oluyorum.


Sıpaların bile ciddiye almadığı bu hayvana öykünerek üreyen 5 canlı türü daha var desem bilmem inanır mısınız, değerli okurlar: Eşekarısı, Eşekdikeni, Eşekhıyarı, eşekotu ve eşekoğlu eşşek!..

Etinden, sırtından, nalından, kargosundan yararlandığımız bu hayvanlar, döner için de bulunmaz nimettir doğrusu!..  

A. Şimşek

16 Ocak 2014 Perşembe

Tatlı Sözlük (8)


                                  ( Esin kaynağı olan video.Arabada 5 evde 15 i anlayan beri gelsin)


Arabada 5 Evde 15 :

Düşündüm düşündüm, ekşi sözlükçülerin bile çözemediği şarkının sözlerindeki gizemi çözdüm sevgili Feysbuklular, Blogistanlılar ve Twitköylüler!..

Efenim, albümün çıkış tarihi 2004’tür. Demek ki, 2004’ten önceki bir olaydan esinlenilerek üretilmiştir. Hipotezime göre, 2000’lerin başlarında yapılan polis operasyonlarından birinde, bir suçlunun arabasında yapılan aramada 5 TL, evinde yapılan aramada 15 TL bulunmuştur. "Haksız kazanç" olduğu tespit edilen bu paralardan dolayı, zanlı hakkında 5 yıl hapis istemiyle dava açılmış ve lakin 15 yıl hapis verilmiştir.

(Başka ne olabilir ki...)

Aradan seneler  geçmiş ve rutin olarak yapılan polis operasyonlarından birinde de, bir zanlının arabasında yapılan aramada 5 milyon EURO, evinde bulunan ayakkap kutusunda yapılan aramada da 15 milyon EURO bulunmuştur. Yapılan soruşturmada, bunların "haklı kazanç" olduğu tespit edilmiş; operasyon yapan polislere 5’er yıl, operasyon emrini veren savcılara da 15’er yıl hapis verilmiştir. Yani keser dönmeye ve yönünü bi türlü bulamamaya devam etmektedir.

Netice olaraktan tarih tekerrür etmiştir. Kişiler değişik olsa da tarife her daim arabada 5 ve evde 15’tir sevgili okur.  

A. Şimşek

15 Ocak 2014 Çarşamba

Tatlı Sözlük ( 7 )

 

GÜVERCİNLER:
Bilmem ne familyasından 250 kuş türünün ortak adıdır. Bunlardan renklerden nasibini almamış olanlarına kumru denir ki, onlar ayrı bir başlık altında incelenecektir.

Güvercinlerin en önemli özellikleri, dini inançlarının çok güçlü olmasıdır. Cami avlularından ayrılmadıklarına göre, müslüman olmaları da hayli muhtemeldir. Aksi görüşü savunanlar ise, güvercinleri daha bir kez bile namaz kılarken görmediklerine dair yeminler etmektedirler. Gerçekten de onları ya tıkınırken görürsünüz, ya tünerken ya da su içerken.

Su içmek dedim de, bütün kuşların tersine güvercinler, suyu yudumlayarak değil emerek içerler. Ne işinize yarayacaksa, bu bilgide dağarcığınızda bulunsun değerli okurlar.

İnsan tarafından evcilleştirilen ilk hayvanlardan olan güvercinler, geçmişte insanın posta işlerine de bakmışlardır. Bir Osmanlı tarihçi, padişaha yazdığı arzuhalde şöyle der:

'Hünkarım, posta memurları ve dahi ulaklar, mektupları açıp okumaktadırlar bu yüzden onlara itimat edemiyoruz. Ferman buyurun da, güvercinleri bu hususta eğitelim.' 

Arzuyu yerinde gören dönemin padişahı bu doğrultuda bir karar almış ve güvercinlerin posta konusundaki saltanatı, telefon, faks makinası ve e- postanın icadına kadar  sürmüştür.

Mardin denilen türü takla atmasıyla ünlüdür ve bu özelliğiyle de birçok politikacıya ilham kaynağı olmuştur.  Güvercinler evli ve üç çocuk sahibidirler.  

A. Şimşek

 

9 Ocak 2014 Perşembe

Tatlı Sözlük (6)




Kuvvetler (S)ayrılığı : 

Yargı hırsıza, hırsız polise, polis hükümete, sonra hep birlikte millete...

 (* Sayrılık: Hastalık )



A. Şimşek

30 Aralık 2013 Pazartesi

Tatlı Sözlük (5)


Nesneleri Tanıyalım:

Bardak: Bilgisayar kullanırken içeceğimiz çayı içine doldurduğumuz cam eşya.

Çakmak: Sörf yaparken içeceğimiz sigarayı yakmak için kullandığımız ateşgeç.

Çay Kaşığı: Bilgisayar kullanırken içeceğimiz çayın şekerini karıştırmaya yarayan madeni maden.

Gökyüzü: Bilgisayar başında oturmaktan rengini ve kokusunu unuttuğumuz atmosfer parçası.

Hava: Bilgisayar kullanırken ciğerlerimize çektiğimiz yarı zehirli dumangaç.

İngilizce Sözlük: Bilgisayara program kurabilmek için gerekli olan, on saniyede bir açıp baktığımız kağıtgaç.

Kağıt: Yazıcıdan çıkan, üzeri harfler ve şekillerle bezeli odunsu yaratık.

Karşı Cins: Chat programını açtığımızda; sanal dünyada ısrarla aradığımız mükemmel fizikte tahmin edilen eciş-bücüş varlıklar.

Kolonya: Ekranımız tozlandığında ya da lekelendiğinde temizlemek için kullandığımız sıvı.

Küllük: Sörf yaparken pöfürdettiğimiz sigaranın külünü halıyla paylaştırdığımız cisim.

Masa: Bilgisayar ve aksamını üzerine koyduğumuz dayanıklı tüketim malzemelerine masa denir.

Parmak: Klavyeyi kullanmak için lazım olan kendi öz varlığımız.

Pijama: Uyuma vaktine yakın bir saatte bilgisayar kullanırken üzermize giydiğimiz giyinti.

Saç: Telefon faturası geldiğinde elimizle kaşıdığımız telsi organımız.

Sandalye: Bilgisayarımızı rahatça kullanabilmek için üzerine oturduğumuz eşyalardır.

Sigara: İnternette sörf yaparken pöfürdettiğimiz zehirli gıda maddesi.

Sinir Hapı: Hattan düştüğümüz zaman sakinleşmek için yuttuğumuz kimyasal maddeseller.

Su: Adult materyallere bakarken ağzımızdan sızan saydam sıvı.

Telefon Kablosu: Bir ucunu bilgisayarın kasasına bağladığımız iletişim götürgeçi.

A. Şimşek

28 Aralık 2013 Cumartesi

Tatlı Sözlük (4)

3 ayaklı denilen 4 ayaklı darbe planı:

Bugünkü (28.12.2013) cansiperane medyada haber olarak yer alan, 3 ayaklı darbe planının, haberin içinde aslında 4 ayaklı olması durumudur. Habere göre, ilk aşamada siyasi istikrar hedef alınıyor, ikinci aşamada ekonomik istikrar hedef alınıyor, üçüncü aşamada ise başbakan koltuğundan indiriliyor. Buraya kadar üç, ama cansiperane basın durmuyor devam ediyor ve ekliyor kaos için pkk devreye sokulabilir. Gördüğünüz gibi 4 ayağı olan 3 ayaklı bir darbe planı bu. Ancak anlışalmayan bir husus göze çarpıyor, pkk, kaos yaratması için başbakan indirildikten sonra mı devreye sokuluyor, yoksa önce mi?.. Kanımca kırkayaklı darbe planı şeklindeki bir haber daha bir şahane olurdu. Bunun gezisi var, İsraili var, savcısı var, hsyk'si var; kırkı bulurduk yani bir şekilde.



24 Aralık 2013 Salı

Tatlı Sözlük (3)

Yolsuzlukların sonuna kadar gidilsin:

Türkiya'mızda bu cümlenin hiçbir anlamı yoktur. Çünküm, yolsuzlukların bilinen bir sonu yoktur. Yolsuzluk tabir ettiğimiz olgu, uzay boşluğunu da içine alacak kapasitede, hacimli bir ortama tekabül eder. Dibini, sonunu bilen yoktur. Tipik politikacı lafıdır, sadece yüklemi vardır, başka bir şeyi yoktur...

23 Aralık 2013 Pazartesi

Tatlı Sözlük (2)





Keser ve sapının evrim geçirmesi:

Ülkemize has bir hızda dönmeleri neticesinde, vantilatöre evrilmeleri olayıdır. Fiziksel bir olay olarak başlayan süreç, kimyasal bir şeyttirmeye dönmüştür.
Formülü: Pensilvanya'ylan Ankara'yı ortak paydaya alıp; yolsuzluk ve umursamazlık ile türevini alır gibi yapıp integralini alıp cami önüne bırakıyoruz....

22 Aralık 2013 Pazar

Tatlı Sözlük (1)




Kurumsal Kinlik: Göstericilere biber gazı sıkma ve cop kullanma şeklinde kendini belli eden kinlik.



Tek millet, tek devlet, tek din, tek bayrak   (bkz: din sürçmesi) 



Özelleştirmeler tiyatrolaştırılsın : İktidarın "tiyatrolar özelleştirilsin" hücumuna, tiyatrocuların verebileceği cevap. Özelleştirilme sürecinin 2-3 perdelik oyun haline getirilmesi suretiyle saldırı, sanatsal bir şekilde karşılanmaya çalışılır.