...

...
Alptekin Şimşek
Gündeme dair... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gündeme dair... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2016 Perşembe

Gündeme dair...

1789 yılından sonra başlayan ulusçuluk akımları Osmanlı'nın dağılmasıyla sonuçlandı. O tarihte başta Fatih Sultan Mehmet olsa bu gidişi engelleyemezdi.
2016 yılında yeniden Osmanlı hayalleri kurarken iki "olmazsa olmaz" şartı yerine getirmen gerekiyor.
1- Dil, din, ırk ayırımı yapmayacaksın. Sünni İslam'ı referans alarak, iki milleti bile bir araya getiremezsin. Nitekim, Kürtler'i İslam paydasında toplama stratejin duvara tosladı.
2- Osmanlı egemenliğine girmeye hazır milletler bulacaksın. Ortadoğu'da bu projeye yatkın, bir millet ben bilmiyorum.
Kıssadan hisse; çok uluslu bir devlet kurmaya çalışırken, eldekinden olmayalım...

A. Şimşek / 28.7.2016 / İstanbul

8 Mart 2016 Salı

Gündeme Dair...



İnsanlığın kadına attığı en büyük kazık, basit bir cinsiyet farklılığını, tüm toplumsal, dinsel vb dokulara yedirebilme yeteneğini (!) göstermesindedir...
Cinsiyetle başlayan farklılık, 'işbölümü' olararak devam etmiş; zaman içinde işbölümü ilişkisi büyük ölçüde çözülmesine rağmen, ideolojisi hâlâ capcanlı devam etmektedir.

A. Şimşek /8.3.2016 /İstanbul

14 Kasım 2015 Cumartesi

Gündeme dair...

Emperyalist güçler, üçüncü dünya savaşını göze alamadıkları için, problemli yerlerde daha çok yerel güçleri kullanıyorlar. 'Resmi' olarak kullandıkları yetmediği zaman, yine aynı bölgenin insanlarıyla terör örgütleri kuruyorlar.

Elbette hiçbir plan kusursuz değildir; emperyal çapı olup olmadığına bakmaksızın, kendi hayalleri için bu yöntemi seçen ülkeler de olabilir. İsrail ve Türkiye'yi bu konuda yabana atmamak lazım, illegal örgüt kurup, kurcalama konusunda hayli tecrübelidirler.
Dahası, kurulan ya da kurdurulan bu örgütler, zaman içinde zıvanadan çıkabilirler, nalıncı keseri gibi kendilerine yontmaya başlayabilirler.

"Eylem kime yarıyor?" sorusu ise gereksiz bir sorudur. Bir eylemin 3 ay içinde kime yaradığı ile 3 yıl sonra kime yaradığı sorusunun cevabı çok farklı olabilir.
Ortadoğu'da bugün en önemli hedef, taşları yerinden oynatmaktadır. Taşlar yerine otururken kim kazançlı çıkacak, göreceğiz.

Organize saldırı deyince; 2003'te HSBC/Sinagog saldırılarıyla başlayıp, 2004 ve 2005'te Londra ve Madrid'le devam eden katliamları unutmamak lazım. Suruç'ta başlayıp Paris'te devam eden saldırıya ne çok benziyor...

Not: Ankara bombalamasından sonra, şöyle düşünmüştüm; örneğin İstanbul'da, aynı anda 10 ayrı yerde, 10 bomba patlatılırsa ne olur?.. Böyle bir saldırıyla darbe/ayaklanma başlatmak mümkün olur mu? Böyle bir saldırıyı göğüsleyebilir miyiz? Bombalar, İstanbul'da değil, ama Paris'te patladı.

Not: İsrail'in 'Vaad edilmiş toprak'larıyla; AKP'nin Osmanlı Projesi örtüşüyor mu, çelişiyor mu? Her iki durumda da, rahat yüzü göreceğimiz yok gibi...

A. Şimşek / 14.11.2015 / İstanbul

26 Aralık 2014 Cuma

Gündeme dair...

Kenan Evren'in darbeden yıllar sonra yaptığı ; "Biz, o zaman eyalet sistemini düşünmüştük, ama sonra vazgeçtik" açıklamasını da, Diyarbakır Cezaevi'nde Kürtlere uygulanan ekstra işkencelerle birlikte okumak lazımdır. Diyarbakır işkencelerinin nedeninin, Kürtleri terörize etmek için uygulandığı ihtimali göz ardı edilmemelidir.

Kürtlerin bu en zor zamanlarında yanlarında Türk solu vardı. Şimdi beğenmedikleri Perinçek'in partisi ve dergilerinde çalışan birçok gazeteci faili meçhule kurban gitti. Yalçın Küçük ve İsmail Beşikçi'nin aldığı hapis cezalarının hadde hesabı yoktur. Ne yazık ki, 2002'den sonra Kürtler, yobazlığı tercih etti. Ne alacaklarını, ne vereceklerini bilmeden 12 yıldır bir karanlığın peşindeler... Geldiğimiz noktada yobazlık saldırıyor. Cumhuriyetin bütün kazanımları teker teker elden çıkıyor. 'Osmanlıcılık' artık günlük sohbetlerimizin bir parçası durumuna geldi. Alfabemizin defteri dürülmek üzere.

A. Şimşek / 26.12.2014 / İstanbul

12 Eylül 2014 Cuma

Gündeme dair...

91 yıllık Cumhuriyet maceramızın vardığı yer: Kitap yazabilen cumhurbaşkanından, gazete bile okumayan cumhurbaşkanına geçiş...
*****
1. Takımın Muharebe Talimi
2. Cumalı Ordugâhı
3. Tabiye Tatbikat ve Seyahati
4. Bölüğün Muharebe Talimi
5. Zabit ve Kumandan ile Hasbihal (Subay ve Komutan ile Konuşmalar)
6. Tabiye Meselesinin Halli ve Emirlerin Sureti Tahririne Dair Nesayih

Askerlik dışında kalan hayat tecrübelerinden oluşan kitaplar ise şunlardır:

7. Medeni Bilgiler
8. Geometri
9. Tarih Ders Kitabı (Okullar için)


A. Şimşek /12.9.2014 / İstanbul

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Gündeme dair...

"Barış" sözcüğünün albenisinden de faydalanarak, bir güzel barış süreçtirdik... 2002'den bu yana 12 koca yıl geçti ve sonuç ne oldu... 
Türkiye'nin doğu ve güneydoğusu daha mı aydın ve demokrat oldu, daha mı yobazlaştı? 
Kadın ve töre cinayetleri, daha mı arttı, daha mı azaldı?.. 
Çocuk gelinler boşandırılıp ailelerine iade edildi mi, edilmedi mi? 
Bölgenin elden çıkmasına ve Kürt Yahudisi Barzani'ye eklenmesine kaç milyon baloncuk kaldı?.. 

A. Şimşek / 23.7.2014 / İstanbul

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Gündeme dair...

Bazı sanatçı tayfasının tutumu, Aydınlar Dilekçesi davasındaki kimi sanatçılarınkine çok benzer. 1984 yılında bir kısım sanatçı, böyle bir dilekçeye imza atmış olmanın prestijinden faydalanacaklarını umarak, dilekçeyi imzalarlar. Ancak, DGM'lerde dava açılarak, devletin soğuk yüzü gösterilince, 'kooperatif dilekçesi sandım, imzaladım.' diyerek imzalarını inkâra yönelirler.

Gezi Parkı'nda da böyle oldu, bir kısım sanatçı, bu işin getirisi büyük olur, diyerekten kahraman pozlarında meydana daldılar. Ancak, karşılarında 12 Eylülcülere rahmet okutacak bir diktatör olduğunu anlamakta çok gecikmediler.

Y. Küçük kavramlaştırmasıyla bu tayfaya 'azap' diyoruz. Ganimetin büyüklüğü nedeniyle kaleye ilk saldıranlardır. Ancak, ilk direnişte büyük zayiat vererek kaçarlar. Kaçanları ellerinde palalar ile yeniçeriler beklemektedir...

Yaniiii, ganimete aldanma, iktidara yamanma...


A. Şimşek / 16.7.2014 / İstanbul

3 Temmuz 2014 Perşembe

Gündeme dair...

Terörize etmek... Saçma sapan yasak ve uygulamalarla, bin türlü kötü muamele ve aşağılamayla, muhatabına tüm barışçıl yöntemleri kapatma ve onu şiddete yöneltme hukuksuzluğudur.

Terörize etmek, olgunlaşmamış bir tepkiyi, daha olgunlaşmadan tepeleme işidir bir anlamda. 

Yakın tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. 

12 Eylül 1980'in darbe ve işkence uygulamaları Kürtleri terörize etti.
Onları dağa çıkmaya zorladı. Susurluk Dönemi, bu yönüyle 12 Eylül 1980'le aynı yere düşer. 

Tüm çabalara ve provokasyonlara rağmen terörize edilemeyenler de vardır. Aleviler bu gruba girer. Alevi Ayaklanması olarak itibarsızlaştırılmaya çalışılan geziciler de bu gruba girer.

A. Şimşek / 3.7.2014 / İstanbul

2 Temmuz 2014 Çarşamba

Gündeme dair...

2 Temmuz 1993 katliamı; Eşref Bitlis, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Turgut Özal katliamları kadar net olmayan bir katliam örneğidir. Diğer tüm cinayetleri, işlevleriyle birlikte bir yere oturtmak mümkünken, bu katliam, farklı bir yerde durmaktadır.

İlk önce şu tespiti yapmak lazım; bu katliam Türkiye'nin genelinde ve çoğunluğunda aydın katliamı olarak algılanmadı, sokak aralarına yansıması, Alevi katliamı şeklinde oldu.

İkinci nokta ise şu, Başbağlar katliamı olmadan, Madımak katliamı açıklığa kavuşmuyor.

Madımak katliamının mesajı: Aleviler, devlete güvenmeyin, güvenirseniz katledilirsiniz.

Başbağlar katliamının mesajı: Aleviler, bize (PKK) güvenebilirsiniz. Biz, size sahip çıkıyoruz.

Bugün bakıldığında, Alevi kitleyi. PKK saflarına çekmek için tertiplenmiş bir eylem gibi görünmektedir. İşin içinde muhtemelen MİT ve MOSSAD vardır.

Sonuç olarak; Tansu Çiller ve Doğan Güreş liderliğinden yürütülen iç savaş (1992-1996), tamamen Kürt sorunu ile ilgilidir. 1996-2003 arasını bir fetret dönemi saymak mümkündür. ABD'nin Irak'ı işgaliyle birlikte, tüm parametreler değişmiştir. 2003'e kadar Türkiye'den ayrılmamayı bir politika bilen PKK, 2003'ten sonra, AKP'nin de katkılarıyla ufkunu genişletmiştir.

A. Şimşek / 2.7.2014 / İstanbul

10 Haziran 2014 Salı

Gündeme dair...

Barış Süreci diyerek, MİT'e büyük yetkiler de vererek; Kandil, İmralı ve BDP'ye vermediğin taviz kalmadığı bir ortamda; Kalekol inşaatı yapıp, protesto edilenlere kurşun sıkıyor ve dingilin biri de çıkıp bayrak indiriyorsa; kimse kusura bakmasın, burada bir danışıklı dövüş vardır.

* * *
Gelişen bu olaylarda, 'sallarız 4 roket, hallederiz' mantık ve yaklaşımı hissediyorum...

A. Şimşek / 10.6.2014/ İstanbul

20 Mayıs 2014 Salı

Gündeme dair...

Evrim sürecinin yol açtığı değişiklikleri, kısa ömrümüzde bizler göremesek de, binlerce, on binlerce yıl sonra gelecek olanlar, çok açık olarak görebilecekler. Belki 1000 yıl sonra, şimdi 'insan' parantezine aldığımız birçok varlık, mutlaka bu parantezin dışında kalacak. Tabiat da bize yardım edecek ve 'insan' demekte zorlandığımız bu varlıkları, kendi mecralarına sürükleyecek. 
Kafka'yı referans alarak, bunların böcek olma ihtimalini çok yüksek görüyorum. Omurgasız herhangi bir yaratığa da dönüşebilirler. Şimdiden kestirmek zor. Yine de müjdeyi vermek isterim, bunlarla yolumuz eninde sonunda ayrılacak...

A. Şimşek / 20.5.2014 / İstanbul

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Gündeme dair...

PR (Public Relations) Halkla İlişkiler, kurumun amaçları doğrultusunda kendisi için geliştirdiği tanımın kamuoyu tarafından aynı biçimde algılanmasını sağlayacak faaliyetler bütünüdür.
******
Ben bu zamazingoyu daha çok insanlarda teşhis ediyorum.
Kendisi hakkında, olmadığı bir şeyi başkalarına algılatmaya çalışan tipler bunlar. Türkçe meali samimiyetsizlik olarak düşünülebilir. Kendi kendisinin halkla ilişkiler müdürü de denebilir...


A. Şimşek /19.5.2014 / İstanbul

13 Mayıs 2014 Salı

Gündeme dair...

Askerliğe yalnızca darbelerin yapıldığı yer olarak bakanlar, büyük bir yanılgıya düşerler. Askerliğini yapmış dostlar bilirler. Farklı kültürlerin, kişiliklerin, yeteneklerin zorunlu kesişme noktasıdır askerlik. Bir Van türküsünü, Çanakkale'de dinleyebilmişsek, biraz da bu buluşmanın verimidir. Eğitim-öğretim imkanı bulamamış birçok kardeşimiz, ilk temel bilgileri burada alırlar.

Askerlikte mantık yoktur, masalına pek inanmayın.
Benim tecrübe ettiğim en mantıklı kurumdur.

İlk olarak; Kışlada, kül tablasının bile bir sorumlusu vardır ve bellidir. Askerlikte sorumluluktan kaçabilme gibi bir lüksünüz yoktur. Ben yapmadım, miki yaptı, diyemezsiniz.

İkinci olarak; bir komutan yaptıklarından olduğu kadar yapmadıklarından da sorumludur.

Eleştirilerimiz vardır ve olacaktır elbette. Ancak, dünya, silahlardan, savaşlardan arındırılmış bir dünya olmadıkça, askere ve orduya ihtiyacımız olacaktır...

Emin olun, şu engelli kardeşlerimizdeki coşkunun yoğunluğu, hayatta başınıza gelebilecek nadir bir coşkudur... Hepsini sevgiyle kucaklıyorum...


A. Şimşek / 13.5.2014 / istanbul



4 Mayıs 2014 Pazar

Gündeme dair...

Bir toplumdan akıl, ahlâk ve vicdanı kazırsanız, geriye yalnızca güdüler/dürtüler kalır. 

Bu dürtülerin freni boşaldığı zaman; kadın ve çocuk cinayetleri artar, sıradanlaşır. Tecavüzler artar, rutinleşir. 

Yurdumuz, bir savaştan, bir terör örgütünden, bir afetten, bir hastalıktan çok daha büyük bir yok oluş tehlikesiyle karşı karşıyadır... Bunların hepsi telafi edilebilir. Ne var ki, bir değerler hiyerarşisini 10-20 yılda inşa edemezsiniz.

Çöküntü ve çöküş hiç hesaplamadığımız/tahmin etmediğimiz bir yerden geliyor...

A. Şimşek /4.5.2014 / İstanbul

18 Nisan 2014 Cuma

Gündeme dair...

Kapitalist sistem, 10 kişiye iş verirken, 10 bin kişiyi kapının dışında tutar. 
Toplumun dengesi bu noktadan itibaren bozulur. Şu şanslı 10 kişi, her an yerinin başkasıyla değiştirilmesi ihtimaliyle bunalırken, dışardaki 10 bin kişi şanslı kişilerden olabilmek için kıyasıya bir rekabetin içinde bulur kendisini.

Zaman içinde başka çelişkiler de katılır, toplumun katmanlarına. Etnik, dinsel, mezhepsel, sosyal yüz bin çeşit çelişkiyle ötekileşirken, ötekileştiririz. Ötekileştirme Tayyip'in keşfi değildir, ancak en acımasız şekliyle kullanan birisi olarak, tarihteki yerini almıştır.

Ötekileştirme artık, kimyasal bir reaksiyon gibidir. Sürer... sürer...

Otobüste yaşlısına yer vermeyen kişi, ihtiyar bir insana değil, ötekine yer vermiyordur aslında.

Bundan sonra artık; ötekinin parasını çalabilir, ırzına geçebilir, aç bırakabilirsiniz... Berikiler kayırılır, ötekiler acımasızca yok edilir...

Gezi Ruhu, dediğimiz olaya bir de böyle bakmak gereklidir. İktidar ve vahşi polisi, kalabalık bir gösteriye müdahele ederken, aslında orada oluşmakta olan komünal hayatı, dayanışma ruhunu yok etmeye çalıştı. Ürkmelerinin ve sınırsz bir vahşetle saldırmalarının hedefi budur. Gezi'de bütün ötekiler kendisine bir yer buldu ve buldukları ölçüde öteki kalmadı.

Şimdilik bu kadar...


A. Şimşek / 17.4.2014 / İstanbul

13 Nisan 2014 Pazar

Gündeme dair...

Yalçın Küçük'ün bana göre en önemli tezlerinden/tespitlerinden birisi şuydu: 

Eylülist Rejim, çelişkileri ortadan kaldıramayınca, çelişkileri algılayan aklı ortadan kaldırmaya çalıştı.

Gerçekten de Eylülist Rejim, yalnızca mahkemelerle, işkencelerle saldırmadı. Sinemayı, edebiyatı, müziği ve birçok alanı hedef alarak kuşattı; kendi starlarını yarattı. Kendi ekolünü oluşturdu. Bu akımın özü, gerçeklerden kaçış ve bunalım sanatıydı. Neredeyse kemik oy diyebileceğimiz şu % 40-45, çelişkileri algılayamadığı gibi, bütün değerlerinden vazgeçti. Vazgeçerken, muhafazakar olduğunu söylemekten hiç geri durmadı. Tayyiban Rejimi, Eylülist Rejim'in yarım bıraktıklarını tamamlıyor ve tamamıyla diktatoryal bir yapı kuruyor.

Eylülist ve Tayyiban Rejim mi?
Ahlaki değerlerin ve güzel insanlarımızın mezarlarından ibarettir...


A. Şimşek / 13.4.2014 / İstanbul

Gündeme dair...



avnitayyip@tayyipavni 3-5 dakka önce

Geçen gün oligarklar ve seçilmişlerle toplantı yaptım. Aklıma şu fikirler geldi:

1- Anayasa Mahkemesi dursun, ama hukuku kaldıralım
2- Cezaevlerini kapatalım, ama insanlar tutuklu ve hükümlü olmaya devam etsinler
3- Bedava tablet, pc, akıllı telefon verelim, ama internet vermeyelim. Fatura vermeye devam edelim.
4- Suriye'ye 8-10 tane roket atalım, ama savaşa karşı olalım.
5- Darpanede para basalım, ama dolar basalım, bozukluklar Türk olabilir.
6- Bize çalışan gazete ve tv kanallarını muhaliflere verelim; ama gazetelere mürekkep, kanallara elektrik vermeyelim.
7- Kılıçdaroğlu'na bi dahaki yumruğu ben atayım, ayağa kalkabilirse, o da bana fiske atsın.
8- Vakıf işinde güzel sipali var, ülkemizin güzide yerlerine duble vakıflar yapalım.
9- Rektörleri CB atıyor, ben de mübaşir ve zabıt katiplerini atayayım.
10- Dombıra şarkısı ne güzel lan, buna benzer şarkılar sipariş edelim. Seçilmişler bana güzel şarkılar seçsinler.


avnitayyip@tayyipavni / 13.4.2014 / Ankara

10 Nisan 2014 Perşembe

Gündeme dair...

Emre Uslu diyesiymiş ki; "CHP, muhazakâr seçmenden nasıl oy alabilir?..."

http://www.taraf.com.tr/yazilar/emre-uslu/chp-muhafazakarlardan-nasil-oy-alir/29404/

İyi güzel de, CHP ne diye muhafazakar oylara talip olsun. O zaman 'parti' denen kuruma ne gerek var?.. AKP'nin seçmeninin muhafazakar olduğu nereden belli? Muhafazakar, muhafaza eden demektir. Bu kitle, hangi değere sahip çıktı ki? Kuran'la dalga geçene bunlar oy vermedi mi daha 10 gün önce. CHP, 6 okuna sarılacak ve adam gibi 'parti' olacak, başka çıkış yok. Perinçek, %01'lik oyuyla CHP'den daha etkili. Dergileri var, gazetesi var, gençlik örgütlenmesi var, televizyonu var. 90 yaşındaki CHP'de ne var. Yakın zamanda desteğini alabildikleri Halk tv haricinde hiçbir şey. Ey CHP, titre ve kendine dön. Hatta korkma, titre 

A. Şimşek /10.4.2014 / İstanbul

7 Nisan 2014 Pazartesi

Gündeme dair...

1984 veya 1985 yılında, Nokta dergisinde bir polisin itirafları yayınlandı. Bu polis, yaptığı ve tanığı olduğu işkenceleri bütün ayrıntılarıyla 2 hafta boyunca anlattı. Artık, işkencenin varlığını inkâr etmek imkânsız hale gelmişti. Devir acayip liberal ANAP dönemiydi. 

Turgut Özal 'o polis solcudur!' dedi, çıktı işin içinden. 
Bu acayip ötesi liberal ve her daim serbest piyasacı ANAP iki genci idam sehpasına yollamayı da unutmamıştı, birilerince özgürlük şampiyonu ilan edilirken:

İlyas Has (sol görüşlü) 6 Ekim 1984 İzmir
Hıdır Aslan (sol görüşlü) 25 Ekim 1984 Burdur

Bizim devletimiz öyledir.
Bir lafa bakar anarşik mi diye, bir adama bakar hiyerarşik mi diye...
Çok adamlar görmüştür içinde biat yoktur, çok biatlar görmüştür içinde adam yoktur...


A. Şimşek / 7.4.2014 / İstanbul

29 Mart 2014 Cumartesi

Gündeme Dair...

12 Eylül 1980 darbesinden bu yana ABD ve İsrail adına birileri bu ülkenin siyasetini dizayn etti durdu. 80'lerin sonu 90'ların başında bu oyun bozulur gibi olurken, ülkeyi kan gölüne çevirdiler. 

Yıllar sonra yeniden oyun bozuluyor, kışkırtmalar, provokasyonlar geri tepiyor. Sağcısı, solcusu, ülkesi için eski kırgınlıklarını, üzüntülerini unutuyor. 

Millet nasıl bir gelecekle tehdit edildiğinin farkında; olmayanlar da yakında olacaklar...

A. Şimşek /29.3.2014/ İstanbul/ Yerel seçime saatler kala...