...

...
Alptekin Şimşek
Bilge Can Yakan Cevaplıyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilge Can Yakan Cevaplıyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2014 Cumartesi

Bilge Can Yakan Cevaplıyor (5)



Muhyiddin Rototif (39 - İkitelli)

Bilge beyefendiciğim, matbaa bize neden geç geldi acaba?

Cevap Ve Yorum:

Değerli Rototif ve değerli okurlar; matbaanın bize geç gelmesi tamamen matbaanın dangalaklığından olmuştur. Matbaa hazretleri Çin'de icat edildikten sonra, Osmanlı niyetine yola çıkmış, fakat pusulayı şaşırıp kuzey yıldızını da takip etmeyince önce Avrupa'ya gelmiştir. Hazır gelmişken de bari biraz gezip tozayım dediği için de, iyice geç kalmıştır. 

En sonunda İbrahim Müteferrika, kulağından tuttuğu gibi yaka paça bizim topraklarımıza getirmiştir. Olay bundan ibarettir ve gerisi laf-ı güzaftır. 


A. Şimşek

Not: Değerli okurlar, bu köşe interaktif bir köşedir. Alttaki yorum kısmına sorularınızı yazabilirsiniz. "Bilge Can Yakan" etiketi altında tüm okuyucu soruları  samimiyetle cevaplanır. Lütfen sorunuz, sordurunuz. Cevaplayalım.

3 Ocak 2014 Cuma

Bilge Can Yakan Cevaplıyor (4)


Rumuz: Jascan abla  (24 - Kadıköy)

Sevgili Bilge kişi,

Size uzun zamandır sormak istedigim ancak filmlerden fırsat bulamadığım için soramadığım  bazı sorularım var.

Değerli zamanınızdan bana da biraz ayırır cevap verirseniz sevinirim, hatta sevincimden oynarım.
Ben koyu bir televizyon dizisi seyredicisiyim. Pazartesi “Karadayı”, Salı “Beni affet”, Çarsamba “Adını kalbime yazdım”, Persembe “Benim hala umudum var” ve Cuma “Muhteşem yüzyıl”. Ayrıca cnb-c deki tüm yabancı diziler...
Cumartesi sabah filmlerinin hepsi, bir de Pazar günü “Kadın isterse”.
Ayrıca hafta ici fırsat bulursam sabah kusagında yayınlanan tüm kadın programlarını, filmleri , dizileri seyrederim. Dikkat ederseniz belirgin bir tarzım yok. Yani ne bulsam seyrederim.

Sizden bana bir tarz olusturmam için yardımcı olmanızı rica ediyorum. Bu televizyon ve dizi manyaği insana bir yardım eli de siz uzatın, olur mu?

Bu iyiliginiz karsısında, size seyretmediginiz ya da işiniz oldugunda kaçırdıginız tüm dizi ve filmlerin özetlerini ücretsiz ve hicbir karsılık beklemeden anlatabilirim.
Burda kesmek zorundayim çünkü dizim baslıyor.  Ali Ayşe’ye ilanı aşk edecek ama Ahmet’in Ayşe’den hoslandıgını sanıyor. Ayşe  Ali’yi seviyor. Ama Ali’nin  Merve ‘yi, Ahmet’in de Rukiye ‘yi sevdiğini zannediyor. Ne salak kız di mi? Sorsa cevabını alacak ama, neyse basladı... Sonucu size bildirim. Umarım Ali Ayşe’yle evlenir de biz de rahat nefes alırız. Cevabınızı en kısa zamanda bekliyorum.

CEVAP: 
Sevgilim Jascan Kızım,

Sorularını içeren mektubunu başından sonuna kadar dikkatle okudum. Hatta, yanlış anlama olmasın diye 2 kere sondan başa ve 7 kere de sağdan sola okudum. Bütün okurlarıma olduğu gibi, elbette senin mektubuna da cevap vereceğim. Bunun için oynamana gerek yok, sevgili yavrucuğum. Sonra medyadaki rakibim olmaya soyunmuş bir kısım 'sığ koltuk'lar 'yazara bak kadın oynatıyor' diyerek, olmadık iftiralarda bulunabilirler. Şimdi sorularının cevabına gelebilirim.

Mektubunun ilk birkaç satırını okuduğumda zannettim ki, 'beni bu dizi bağımlılığından kurtarır mısın' filan diyeceksin. Fakat asıl amacın tarz oluşturmakmış. Okuyucularımız arasında bu bağımlılıktan kurtulmak isteyenler olabilir, önce onlara bir öneride bulunmak isterim. Türkiye'nin iç, dış ve ekonomi politikalarını birer dizi olarak hayal edip, bunlara yoğunlaşırlarsa TV izleme bağımlılığından kolaylıkla kurtulabilirler.

Sevgili kızım, öncelikle seni tebrik etmek istiyorum. Çünkü 'tarz oluşturma' dediğimiz önemli bir konunun farkına varmışsın. Neden dersen, bugün tarzı olmayan adama kız, tarzı olmayan kıza da koca vermiyorlar. Bununla birlikte eğer evli bir kadın isen, tarz oluşturma konusunda çok gayretli görünmen iyi sonuçlar vermeyebilir. Birçok muhafazakar koca, 'tarz oluşturma' olgusunu 'acaba benim karının gözü dışarda mı?' şeklinde algıladığından, tarz oluşturma girişimleri evli kadınlar açısından tatsız neticeler vermektedir.

Ben senin bekar bir kızımız olduğunu düşünerek yardımcı olmak istiyorum. Bir kere şunu peşin söyleyeyim; herkesin izlediği dizileri, herkesin izlediği şekilde izlersen tarz oluşturma konusu, senin için bir hevesten öteye gidemez... Şimdi sana tarz oluşturabilmen için birkaç öğüt vermek istiyorum. Bunlardan birkaçını etkin olarak uygulayabilirsen, tarzını oluşturup üzerine de tüy dikebilirsin...

1- Bugüne kadar izlemiş olduğun ve yukarıda saydığın tüm dizileri artık izleme.

2- İlle de izleyeceksen, Kadıköy'deki Yazıcıoğlu İş Hanı'na gidip bunların VCD veya DVD'lerini al, öyle izle. Bundan daha ilginç bir tarz olamaz.

3- Uzaktan kumanda cihazındaki tüm özel televizyon kanallarını iptal et... Hangi düğmeye basarsan bas karşına ya TRT-INT ya da TRT GAP çıksın.

4- TRT-INT ve TRT GAP beni kasar diyorsan, TRT1, TRT2 ve TRT3 olsun.

5- Saçma sapan dizileri izleyeceğine, hayatı dizi olmuş nice şarkıcı, manken ve oyuncumuzun hayatlarını izle.

6- Her gün için bir çizgi film tespit et ve bunlardan başka bir şey izleme.

7- Sadece ve sadece ana haber programlarını ve onların da sadece son 10 dakikasını izle.

8- Sadece ve sadece yabancı dille yayın yapan TV'lerimizi izle, alt yazılarını da ısrarla okuma.

9- İnternetten tanıştığın ve hiç güven duymadığın biriyle birlikte ol. Bu güvenmediğin kişinin özel anlarınızı kameraya almasına izin ver. Sonra akşam ana haber bültenlerinde ilk haber olarak otur afiyetle izle.

10- Yaşadığın apartmandaki tüm komşularının evlerinin çeşitli köşelerine webcam koy ve boş zamanlarında otur keyifle onları izle.

11- Suriye ve Ortadoğu'daki gelişmeleri dizi seyrediyormuşçasına seyret. Devletimizin de takipçisi olduğu bu tarz, eminim sana da cazip gelecektir.

12- Televizyonunu kapat ve öyle boş boş bak.

Tarzın mübarek olsun sevgili kızım.

A.Şimşek

Not: Değerli okurlar, bu köşe interaktif bir köşedir. Alttaki yorum kısmına sorularınızı yazabilirsiniz. "Bilge Can Yakan" etiketi altında tüm okuyucu soruları  samimiyetle cevaplanır. Lütfen sorunuz, sordurunuz. Cevaplayalım.

27 Aralık 2013 Cuma

Bilge Can Yakan Cevaplıyor (3)


Rumuz AB (Helsinki - 48)

Çok saygıdeğer Bilge Bey,
Son zamanlarda, kıllı tüylü bir yaratık musallat oldu bana. Aslında adamın hiç kabahatı yok, öyle cilveli nazlıyım ki kim olsa peşimi bırakmaz. Amma ve lakin ben bu yaratığın ilgisinden fena halde rahatsız olmaya başladım...
Ne yapmalıyım da, neler etmeliyim, lütfen yardımcı olun bana.
 Si yu leytır ol tu geytır...

Bilge Can Yakan'ın cevabı :
Sevgilim kızım.
Senin adın benim kulağıma kadar geldi. Öyle böyle değil, sen bayaa bir yolluymuşsun. Baştan çıkarıp da kederlere boğmadığın civanmert kalmamış...
Neyse işin bu kısmı beni ilgilendirmez, ben cevabını vereyim.
Sana musallat olan bu adamdan kurtulmak istiyorsan; başlık parasını yüksek tut, yüz görümlüğü iste. Altından kalkamayacağı şartlar ileri sür...
Tüm bunları yapsa bile, ancak bir öpücüğe hak kazanacağını, daha ilerisi için defalarca müzakere yapmanız gerektiğini belirt.

Umarım derdine derman olmuşumdur yavrucuğum.

A. Şimşek 

 Not: Değerli okurlar, bu köşe interaktif bir köşedir. Alttaki yorum kısmına sorularınızı yazabilirsiniz. "Bilge Can Yakan" etiketi altında tüm okuyucu soruları  samimiyetle cevaplanır. Lütfen sorunuz, sordurunuz. Cevaplayalım.

25 Aralık 2013 Çarşamba

Bilge Can Yakan Cevaplıyor (2)

Hicabi Makro (46)
 

Bilge dede, ekonomik ve siyasi kriz nedir, örneklerle anlatınız?

CEVAP:
Sevgili okurlar, memleketimizi meşgul eden ehemmiyetli hususlardan birisi de ekonomik-siyasi krizdir. Şimdi ben, size bu mevzu hakkında malumat vereceğim.

Önce tanımlama yapalım: Bir ülkenin kasasında diyelim ki 100 milyar dolar var. Diyelim ki, bir grup müstesna kimseler, 100 milyar dolar olan kasadan 150 milyar dolar cukkalamayı başarmışlarsa biz buna, ekonomik kriz diyoruz.Ekonomik kriz akabinde siyasi krizi getirir. Bu ülkenin vatandaşlarına da kısaca; ekonomik keriz denir. Ekonomik-siyasi  kriz belli başlı iki gruba ayrılır: Tek toynaklı  krizler- çift toynaklı  krizler. Bunun anlamı ise şudur; eğer kasadan paraları götürenler 1,3,5,7 gibi tek sayılar kadarsalar bu tek toynaklı  krizdir. Yok eğer; 2,4,6 gibi çift sayıdaysalar buna da çift toynaklı  kriz denir.

Muhterem okuyucularım, tabi eninde sonunda bu hortumlama vakası açığa çıkar. İşte o zaman, bu zat-ı muhteremler hemen savunmaya geçerler ve şöyle derler: Eğer insanoğlu iki değil de tek bacaklı olsaydı bu  kriz çıkmazdı. Başbakan da iki bacaklıdır, demek ki krizin sorumlusu başbakandır. İsim vermek gibi olmasın bu kişi RTE de olabilir. Görüldüğü gibi bu muhteremler gayet pişkindirler. Yüzlerine tükürseniz dolar yağıyor zannederler. Sizleri aydınlatabildiysem ne mutlu bana değerli okurlar...


A. Şimşek

 Not: Değerli okurlar, bu köşe interaktif bir köşedir. Alttaki yorum kısmına sorularınızı yazabilirsiniz. "Bilge Can Yakan" etiketi altında tüm okuyucu soruları  samimiyetle cevaplanır. Lütfen sorunuz, sordurunuz. Cevaplayalım.

23 Aralık 2013 Pazartesi

Bilge Can Yakan Cevaplıyor (1)






Nadir Keşke (İstanbul - 49)

Sayın Yakan,

Işığınızla bizi aydınlattığınız için teşekkür ederiz. Geçen gün işe giderken, pıt, paltoma -beş yaşında ama hâlâ pırıl pırıl, yepyeni- bir kuş kakasını yaptı. Bir sevindim ki, malum yılbaşı yaklaşıyor ve büyük ikramiyeyi biliyorsunuz. Bir mendil çıkarıp pisliği temizlemeye çalışırken, üç adım ilerde, kuytuda ak bıyıklı, hafif tıraşlı akça pakça bir beyefendi gördüm, tezgahını kurmuş, piyango satıyordu. Hemen gittim, bir çeyrek bilet aldım, son paralarımla. Adam şans dileyip biletimi seçtirdi.


Daha bileti boş cüzdanıma yerleştirirken kolkola iki hanım geldi, onlara da güvercinler bilet almalarını hatırlatmış besbelli, şık mantolarında bariz izler vardı ve çokça bilet aldılar. Hanımlar uzaklaşınca dikkatle biletimin numarasına baktım ve içinde uğurlu sayımın olmadığını farkedince değiştirmek için bayinin yanına tekrar yaklaştım.

Adam kucağındaki çantadan benim istediğim numarayı bulmak için bir tomar bilet çıkarırken, çantanın içinde minik parçalara bölünmüş ekmek kırıntıları ve parçalanmaya hazır ekmekler gördüm. Tam o sırada farkettim ki bayinin çevresinde düzinelerce güvercin gurklayarak dolaşıyordu. Adamın çantayı açmasıyla heyecanla adama doğru koşturmaları görmeye değer bir manzaraydı doğrusu. İçim bir hoş oldu, itiraf etmeliyim ki... Ne iyi bir adamdı bu piyangocu, elleriyle güvercinleri besliyor, arada da ekmek parası için piyango satıyordu! Böyle nur yüzlü bir adamdan da ne beklenirdi ki zaten?

Elimdeki bilet içimi ısıtırken dönüp piyangocuya bir kere daha baktım. Elindeki ekmek kırıntılarını güvercinlerin ulaşabileceği yerlere doğru atıyor ve tatlı tatlı gülümsüyordu.

Bu kadar uzaklaşıp tekrar olay yerine bakınca, birden meseleyi çaktım: Nur yüzlü piyangocu güvercinleri besliyor, yedirdikçe yediriyor, karnı iyice doyan kuşlar da bizim gibi enayilerin tepesine s.cıp piyangocuya koşturmamıza neden oluyorlardı. Ve ben enayiler kralı, cebimdeki son 12.5 TL yi gidip bir kuş kakasının verdiği hayale yatırmıştım...

Hemen geri döndüm ve piyangocuya dümenini çaktığımı ve bileti iade etmek istediğimi söyledim. Adam gülümsedi ve son derece bilgece sordu:

- Benim kuşların senin tepene s.ctığını nerden biliyorsun? Ya gerçekten talih kuşu uyardıysa seni? Ya gerçekten sana çıkacaksa büyük ikramiye?..

Yav hakkaten kafam karıştı o an. Kem küm ettim, hık-mık ederken adam dedi ki:

- Sen iyice düşün bunu. Bak ben her gün buradayım, kafan iyice netleşirse, ne zaman istersen gel, biletini geri alırım. Ama şansını tepme!

Zaten işe geç kalıyordum, kafam da karışmıştı iyice. İnternette sizin bilgece öğütleriyle insanları aydınlatan bir şahıs olduğunuzu görünce, dedim ki kendime, tamam oğlum, senin soruna cevabı verse verse Bilge Baba verir. Oturdum yazdım işte sana. Ne dersin Bilge Baba, bileti iade mi edeyim, yoksa saklayayım da 15 gün boyunca zenginlik rüyası mı göreyim?


CEVAP: 

Sevgili evladım Nadir,

Ülkemin insanlarının, güvercin mıçmasının şans getirdiği yönündeki 'derin' inancı, beni kederlere gark ediyor, desem bilmem inanır mısın?.. Neden dersen; bir kere güvercinlere ilişkin nah şuncacık bilgimiz yok, ama maşallah koştura koştura gidip bilet almasını çok iyi biliyoruz.

Peki ben sana sorayım şimdi: Milli Piyango'yu temsil ettiğine inanılan şu meşhur güvercinin türüyle, senin başına mıçan güvercinin türü arasında zerre kadar benzerlik var mı?...

Oooldu, e-postam doldu...

Bu sorunun gelişinden de anlayacağın üzere, yok tabii...

Bir kere senin başına mıçan kuş, çoğunlukla Eminönü'de rastladığımız şu sıradan güvercinler değil mi? Sektörde (Tabii 'sektör', ne sandın) bunlara 'dalıcı' denmektedir. Yani dalmaktan başka bir özelliği yoktur, bir de senin gibiler sayesinde 'mıçıcı' diyebiliriz. Gelelim başımıza mıçınca şans getireceğine inandığımız güvercinlereeeee... Şekline dikkat ettiysen beyaz renkte, tombiş bir güvercindir. DSP'nin barış güvercini kuşu ise, malumun üzere beyaz ve sıskadır ve değil şans getirmek, hayatını karartır. Konumuzla ilgisi yoktu, ama yeri gelmişken dokundurayım dedim.

Sırf senin güzel hatırın için bu kuş neyin nesidir deyip, peşine düştüm evladım. Piyangonun kuşuna benzeyen kuşları şöyle sıralayabiliriz: Taklacı güvercin kuşu, Form güvercin kuşu ve son olarak da Makaracı güvercin kuşu... Takdir edersin ki; özelliği takla atmak ve makara sarmak olan bir güvercin kuşunun şans getirmesi ancak hayal olabilir. Form güvercin kuşuna gelince, görüntü olarak çok şahane ve asil bir kuş olmasına rağmen; bu kuş da Türkiye'de yetişmiyor.

Sonucu özetleyecek olursam...

Başına mıçan kuşun, sana şans getirmesi ilmen ve fennen mümkün değildir. Ne var ki; "Ne dersin Bilge Baba, bileti iade mi edeyim, yoksa saklayayım da 15 gün boyunca zenginlik rüyası mı göreyim?" şeklindeki soruna biletini iade et, şeklinde cevap veremem. Çünkü iade etsen 12.5 TL ile bu sefer 'ben buncacık parayla 15 gün nasıl geçineceğim'' diye kendi kendini yiyip bitireceksin... 15 gün boyunca 'karnımı nasıl doyuracağım' diye düşüneceğine, 15 gün boyunca zenginlik rüyası görmen hakkında daha hayırlıdır. Üstelik kazansan da kazanmasan da, biletin için verdiğin paranın önemli bir kısmı Hazine'ye, Tanıtma Fonu'na, Savunma Sanayii Destekleme Fonu'na ve Özel İşlem Vergisi'ne gideceğinden ayrıca bir huzur duyabilirsin.

12.5 TL cebinde olsa, mümkün değil bu kadar hayırı bir arada işleyemezsin...

Alnından busediyorum evladım...

Not: Bu yanıtım doğrultusunda iade etmediğin biletine ikramiye çıkarsa, Bilge Baba'nı da görürsün değil mi evladım (Kanepenin yüzünü değiştireceğim de)!


A. Şimşek

Not: Değerli okurlar, bu köşe interaktif bir köşedir. Alttaki yorum kısmına sorularınızı yazabilirsiniz. "Bilge Can Yakan" etiketi altında tüm okuyucu soruları  samimiyetle cevaplanır. Lütfen sorunuz, sordurunuz. Cevaplayalım.