Sitdown Mizah, suya-sabuna dokunması, mesaj kaygılı olması ve dahi "refleks kahkaha" düşmanı olmakla; stand-up'a ziyadesiyle karşıdır. Mesaj, her zaman siyasi değildir, bazı vakit toplumsal, bazı vakit bireyseldir. Sitdown Mizah, esas itibariyle, 1997 yılında hayat bulmuştu ve ürünleri, halen internet ortamlarında anonimsel olarak dolaşmaktadır. Arifesiyle birlikte 20 senelik maceradır...
...
Alptekin Şimşek
30 Mayıs 2014 Cuma
28 Mayıs 2014 Çarşamba
Ne Yapsam...
Artık ne pencerem var seni koyacak Ne masam, Sevgilim de yok bu şehirde Çiçek seni alıp ne yapsam? Cahit Külebi
22 Mayıs 2014 Perşembe
Demişler ki...
47.Montesquieu’nün “Görkem ve Düşüş” çalışmasını “okursak”, ne kadar materyalist bir bakışı olduğunu da hemen görüyoruz; çok çarpıcıdır. Roma Halkını, analiz ediyor, (a) tribünlerde seyrettikleri ile vahşileştiklerini, il etoit devenue les plus vil de tous les peuples, böylece bütün halkların en bayağısı ve alçağı olduklarını, (b) insani davranışı, sadece çocuklarda ve esirlerde deneyebildiklerini ve bunun ise sınırlı kaldığını, başka bir deyişle, Fransızların ancak kolonilerde gördükleri yırtıcılığı, “ferocité”, bildiklerini, (c) yurttaşlara, yendikleri ve esir aldıkları düşman halklara davrandıkları türden muamele ettiklerini, (d) emretmek ile emir alma arasındaki geçişi yaşamadıklarını haber veriyor. Bunlardan bir sonuç çıkarmaktadır; Roma halkı, “pleb” diyoruz, artık en kötü imparatordan dahi rahatsız olmamaktadır. Roma’da “iyi” ve “kötü” imparator ayrımı kalkmıştır; demek ki, sürü yaratılmışsa, tiran veya despota şaşmıyoruz.
48.Caligula ya da Caligula-familyası ise, ben ekliyorum, bellekleri tümden silmek ve bir zamanlar cumhuriyet olduğunu ve cumhuriyetçilerin yaşadıklarını tümden unutturmak içindir. Bir döküntü ve bir tepeleyici olarak tarif ediyorum.
49.Açıklayıcı olabilir, bir parantez açabilirim, Montesquieu de ben de “demokrasi” sözüne itibar etmiyoruz; “cumhuriyet” yeterlidir. Cumhuriyet ise, iktidarı sınırlamak demektir ve her kim “sınırsız iktidar” vaaz ediyorsa, bir cumhuriyet düşmanı ve yıkıcısıdır.
50.O halde, beğenmek veya beğenmemek hürriyeti var, ancak “cumhuriyet” varsa, kamusal işlerin yürütülmesinde yavaşlık şarttır. Ve işlerin daha hızlı yürütülmesinde ve ölçeklerin büyütülmesinde, hiçbir zaman, erdem bulamıyoruz. “Küçük her zaman güzeldir”, demeyi sürdürüyoruz ve tabii sürdürüyorum.
***
Bu, despotları var eden sürülerin ve sürüleri var eden despotların öyküsüdür. Okumayanlar, göremeyenler ve nihayet korkanlar için yazdım.
Yalçın Küçük
20 Mayıs 2014 Salı
Gündeme dair...
Evrim sürecinin yol açtığı değişiklikleri, kısa ömrümüzde bizler göremesek de, binlerce, on binlerce yıl sonra gelecek olanlar, çok açık olarak görebilecekler. Belki 1000 yıl sonra, şimdi 'insan' parantezine aldığımız birçok varlık, mutlaka bu parantezin dışında kalacak. Tabiat da bize yardım edecek ve 'insan' demekte zorlandığımız bu varlıkları, kendi mecralarına sürükleyecek.
Kafka'yı referans alarak, bunların böcek olma ihtimalini çok yüksek görüyorum. Omurgasız herhangi bir yaratığa da dönüşebilirler. Şimdiden kestirmek zor. Yine de müjdeyi vermek isterim, bunlarla yolumuz eninde sonunda ayrılacak...
A. Şimşek / 20.5.2014 / İstanbul
Kafka'yı referans alarak, bunların böcek olma ihtimalini çok yüksek görüyorum. Omurgasız herhangi bir yaratığa da dönüşebilirler. Şimdiden kestirmek zor. Yine de müjdeyi vermek isterim, bunlarla yolumuz eninde sonunda ayrılacak...
A. Şimşek / 20.5.2014 / İstanbul
19 Mayıs 2014 Pazartesi
Gündeme dair...
PR (Public Relations) Halkla İlişkiler, kurumun amaçları doğrultusunda kendisi için geliştirdiği tanımın kamuoyu tarafından aynı biçimde algılanmasını sağlayacak faaliyetler bütünüdür.
******
******
Ben bu zamazingoyu daha çok insanlarda teşhis ediyorum.
Kendisi hakkında, olmadığı bir şeyi başkalarına algılatmaya çalışan tipler bunlar. Türkçe meali samimiyetsizlik olarak düşünülebilir. Kendi kendisinin halkla ilişkiler müdürü de denebilir...
Kendisi hakkında, olmadığı bir şeyi başkalarına algılatmaya çalışan tipler bunlar. Türkçe meali samimiyetsizlik olarak düşünülebilir. Kendi kendisinin halkla ilişkiler müdürü de denebilir...
A. Şimşek /19.5.2014 / İstanbul
13 Mayıs 2014 Salı
Gündeme dair...
Askerliğe yalnızca darbelerin yapıldığı yer olarak bakanlar, büyük bir yanılgıya düşerler. Askerliğini yapmış dostlar bilirler. Farklı kültürlerin, kişiliklerin, yeteneklerin zorunlu kesişme noktasıdır askerlik. Bir Van türküsünü, Çanakkale'de dinleyebilmişsek, biraz da bu buluşmanın verimidir. Eğitim-öğretim imkanı bulamamış birçok kardeşimiz, ilk temel bilgileri burada alırlar.
Askerlikte mantık yoktur, masalına pek inanmayın.
Benim tecrübe ettiğim en mantıklı kurumdur.
İlk olarak; Kışlada, kül tablasının bile bir sorumlusu vardır ve bellidir. Askerlikte sorumluluktan kaçabilme gibi bir lüksünüz yoktur. Ben yapmadım, miki yaptı, diyemezsiniz.
İkinci olarak; bir komutan yaptıklarından olduğu kadar yapmadıklarından da sorumludur.
Eleştirilerimiz vardır ve olacaktır elbette. Ancak, dünya, silahlardan, savaşlardan arındırılmış bir dünya olmadıkça, askere ve orduya ihtiyacımız olacaktır...
Emin olun, şu engelli kardeşlerimizdeki coşkunun yoğunluğu, hayatta başınıza gelebilecek nadir bir coşkudur... Hepsini sevgiyle kucaklıyorum...
A. Şimşek / 13.5.2014 / istanbul
Askerlikte mantık yoktur, masalına pek inanmayın.
Benim tecrübe ettiğim en mantıklı kurumdur.
İlk olarak; Kışlada, kül tablasının bile bir sorumlusu vardır ve bellidir. Askerlikte sorumluluktan kaçabilme gibi bir lüksünüz yoktur. Ben yapmadım, miki yaptı, diyemezsiniz.
İkinci olarak; bir komutan yaptıklarından olduğu kadar yapmadıklarından da sorumludur.
Eleştirilerimiz vardır ve olacaktır elbette. Ancak, dünya, silahlardan, savaşlardan arındırılmış bir dünya olmadıkça, askere ve orduya ihtiyacımız olacaktır...
Emin olun, şu engelli kardeşlerimizdeki coşkunun yoğunluğu, hayatta başınıza gelebilecek nadir bir coşkudur... Hepsini sevgiyle kucaklıyorum...
A. Şimşek / 13.5.2014 / istanbul
11 Mayıs 2014 Pazar
Gözlerin
Gözlerin gözlerin gözlerin,
gözlerin bir mahmurlaşmayagörsün
sevinçli bahtiyar
alabildiğine akıllı ve mükemmel
dillere destan bir şeyler olur dünyaya sevdası insanın.
Nazım Hikmet/ Gözlerin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










