...

...
Alptekin Şimşek

23 Aralık 2013 Pazartesi

Ey Kavmim! …





Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin. Dönüp de bakmazsın ölülerine.
Lût Kavmi’nden de değilsin sen; hazdan olmayacak mahvın.
Acıyla karıldı harcın ama acıya da yabancısın.
Ağıtları sen yakarsın ama kendi kulakların duymaz kendi ağıdını.
Bir koyun sürüsünden çalar gibi çalarlar insanlarını ve sen bir koyun sürüsü gibi bakarsın çalınanlara.
Tanrıya yakarır ama firavunlara taparsın.
Musa Kızıldeniz’i açsa önünde, sen o denizden geçmezsin.

Ey Kavmim! …

Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
Korkarsın kendinden olmayan herkesten; ve sen kendinden bile korkarsın.
Hazreti İbrahim olsan; sana gönderilen kurbanı sen pazarda satarsın.
Hazreti İsa’yı gözünün önünde çarmıha gerseler sen başka bir şeye ağlarsın.
Gündüzleri Maria Magdalena’yı diye taşlar, geceleri koynuna girmeye çabalarsın.
Zebur’u, Tevrat’ı, İncil’i, Kuran’ı bilirsin. Hazreti Davut için üzülür ama Golyat’ı tutarsın.

Ey Kavmim! …

Sen ki peygamberlerinin dediklerini bile dinlemedin, beni hiç dinlemezsin.
Dönüp de bakmazsın ölülerine…
Lût kavminden de değilsin, hazdan olmayacak mahvın.
Ama sen kendi acına da yabancısın.
Kadınların siyah giyer, kederle solar tenleri ama onları görmezsin.
Her kuytulukta bir çocuğun vurulur, aldırmazsın.
Merhamet dilenir, şefkat dilenir, para dilenirsin. Ve nefret edersin dilencilerden.
Utancı bilir ama utanmazsın.
Tanrıya inanır ama firavunlara taparsın.
Bütün seslerin arasında yalnızca kırbaç sesini dinlersin sen.

Ey kavmim! …

Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
Sana yapılmadıkça işkenceye karşı çıkmazsın.
Senin bedenine dokunmadıkça hiçbir acıyı duymazsın.
Örümcek olsan Hazreti Muhammed’in saklandığı mağaraya bir ağ örmezsin.
Her koyun gibi kendi bacağından asılır, her koyun gibi tek başına melersin.
Hazreti Hüseyin’ in kellesini sen vurmaz ama vuranı alkışlarsın.
Muaviye’ye kızar ama ayaklanmazsın.
Hazreti Ömer’i bıçaklayan ele sen bıçak olursun.

Ey Kavmim! ..

Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin, beni hiç dinlemezsin.
Ölülerine dönüp de bakmazsın.
Lût kavminden de değilsin, hazdan olmayacak mahvın.
Ama arkana baktığın için taş kesileceksin.
Ve sen kendine bile ağlamayacaksın.
Komşun aç yatarken sen tok olmaktan hayâ etmezsin.
Musa önünde Kızıldeniz’i açsa o denizden geçmezsin.
Tanrıya inanır ama firavunlara taparsın.

Ey kavmim! ..

Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin, beni hiç dinlemezsin.

Ey kavmim! …

Tek tek öldürülürken insanların, sen korkudan öleceksin.

Halil Cibran   

22 Aralık 2013 Pazar

Tatlı Sözlük (1)




Kurumsal Kinlik: Göstericilere biber gazı sıkma ve cop kullanma şeklinde kendini belli eden kinlik.



Tek millet, tek devlet, tek din, tek bayrak   (bkz: din sürçmesi) 



Özelleştirmeler tiyatrolaştırılsın : İktidarın "tiyatrolar özelleştirilsin" hücumuna, tiyatrocuların verebileceği cevap. Özelleştirilme sürecinin 2-3 perdelik oyun haline getirilmesi suretiyle saldırı, sanatsal bir şekilde karşılanmaya çalışılır.






Demişler ki...(4)


"...Onda hayatı görürüz; dilin dışında varolan hayatı, kültürle, alışkanlıkla henüz boğulmamış nefesi. Davranışlarında, dizginlenmemiş, terbiye edilmemiş olanı gördüğümüz için korkarız ondan. Her yere gidebilir sanki, durduk yere kaçabilir, kendini belirsize bırakabilir, sırra kadem basabilir. Onun baktığı yerde ne gördüğünü bilememektir bizi tedirgin eden. Uçurumdan yere uzanan boşluğu yükseklik olarak algılamayabilir, iki boyutlu bir resim görebilir orada, "resme" düşebilir. Dünyayı bizim gördüğümüz biçimde göremezse, diye düşünürüz, dünya bildiğimiz dünya olmaktan çıkabilir. Başka bir dünyanın ihtimalini saklar her çocuk bakışlarında; bizi korkutan o başka dünyadır, bizim dünyamıza benzemeyen, ayaklarımızın yerden kesileceği, dilimizi yutacağımız başka bir dünya. Çocuğun gözlerinin neler gördüğünü, neler görebileceğini bilmek istemeyiz, çünkü orada, o uçsuzlukta kendimizi "büyümüş" sayamayacağızdır. Küçük düşürür bizi çocuğun bakışları, bize kendi büyümemişliğimizi hatırlatır. Dizginlenmemiş olasılıkların boşluğunda, kendimizi yetişkin göremeyeceğimizi; gururdan ve onaylanmışlık duygusundan mahrum, cılız ve âciz, çocuktan daha çocuk, pişmanca çocuk görüneceğimizi hatırlatır. Kendimize böyle görünmek istemeyiz. Çocuğu öldürerek, kendimize benzeterek, onu büyüterek kurtuluruz bu utanç duygusundan.

  Oğuz Atay'ın Tehlikeli Oyunlar romanının kahramanı Hikmet Benol'a gülüp duran, "Sen niye bu kadar komiksin Hikmet Amca?" diye soran Salim geliyor aklıma. Nurhayat Hanım'ın oğlu, "zayıf, patlak gözlü, hastalıklı görünüşlü" Salim. Hikmet, Salim'in alaycılığı ve çok bilmişliği karşısında üstünlük kuramıyor, kendini "büyük" olarak konumlandıracağı bir mizansen yaratamıyor. "Neden beni görünce gülüyor?" diye soruyor kendi kendine ve düşünüyor: "İnsanlardaki zavallılığı önce çocuklar seziyor galiba." Oğuz Atay için Salim, aklını kaybetme korkusundan mustarip Hikmet'in "deliliğinin" farkına varabilecek bir karakter: "Çocuklardan kendini koruyamazsın, görünüşe aldanmaz onlar (...) Çocuklara dikkat et. (Seni ele verirler)..."

 (Hayat Var, Bir Kapıdan Gireceksin, Fırat Yücel, s. 85-87.)

21 Aralık 2013 Cumartesi

Ziyadesiyle Siyasi Hastalıklar




Mevsimlerden kış, aylardan Aralık sevgili okurlar. Hastalıklardan kurtulamadığımız bir dönemden geçiyoruz. Birçoğumuz grip ve nezleden muzdarip bir şekilde, ilacın birini bırakıp, diğerine başlıyor. Neyse ki, bu hastalıkların ilacı filan var da, çarçabuk iyileşiyoruz. Buna karşın, çok değişik hastalık türleri de var ki, bunlardan kurtulması çok kolay olmuyor. Özellikle meslek hastalıklarında bunu sık sık gözlemliyoruz. Örneğin, siyaset mesleğini ele alalım ve bu mesleğin hastalıklarına bir göz atalım.

Sinüzit : Bu hastalıktan muzdarip olanlar, memleketin çeşitli yerlerinden yükselen yolsuzluk, hırsızlık, arsızlık, densizlik gibi kötü kokuları hiç almazlar. Siz istediğiniz kadar çırpının, acayip kokular var, deyin, hastalık sahibi bunu ciddiye almaz. "Hadi len, öyle bir koku olsa ben almaz mıyım hiç", der. Hasta, hasta değil siyasi usta olduğu için, hasta olduğuna inanmaz ve tedaviyi reddeder. 3X3 polisilin, 3x5 mahkemasan tablet çözüm olarak düşünülebilirse de, garantisi yoktur.

Boğaz Enfeksiyonu : Bal tutan parmağını yalar, Euro tutan gırtlağına deper, sevgili okurlar.
İşte bu tepme neticesinde boğazda ağır tahriş olur. Bu tahriş durumu da, muhalefet liderleriyle birlikte milleti tahrik eder. Biraz da biz ölek, biraz da biz tahriş olak, filan derler. Bu rahatsızlıktan muzdarip olanlara da, 3x5 Nerden Buldunsilin ve 3x12 Yüce Divagra uygulanabilir.

Körlük : Çok muhterem bir büyüğümüzün de şahane bir şekilde teşhis ettiği rahatsızlık türüdür: “...hırsızı görmeden hırsızı yakalayanın üzerine gidenler, cinayeti görmeyip de masum insanlara cürüm atmak suretiyle onları karalamaya çalışanlar...” Bu sözlerin sahibi de zamanında dijital delil imalatını görememişti, ama her nasılsa gözleri açılmış ve şimdi gayet iyi görebilmektedir.
Bu siyasi körlük denen illet, işte böylesine dönemsel ve konjonktüreldir değerli okurlar. İlaç filan kullanmanıza hiç gerek yoktur. Keser ve sap yeteri kadar döndükten sonra, bir yerinize batar ve görmeye başlarsınız.

Din Tutulması : Normal vatandaşlarda dil tutulması olarak bildiğimiz rahatsızlık, siyasilerde 'din tutulması' şeklinde teşhis edilir, sevgili okurlar. Muhalefet döneminde; “Aziz ve muhterem kardeşlerim! Dinimiz şunu emreder; çalmayacaksın, öldürmeyeceksin!” şeklinde beyanatta bulunurken, iktidar olduktan sonra çal, diyebilir, fakat -mayacaksın diyemezler. Öldür diyebilirler, fakat -meyeceksin diye ekleyemezler. Bu hastalıktan muzdarip olanların gelirleri aylık asgari ücret düzeyine indiğinde, hastalıkları da kendiliğinden düzelir, hiçbişeycikleri kalmaz.

Ayakkabı Vurması : Yolsuzlukla elde ettiği paraları, ayakkabı kutularında saklayanlarda görülen bir rahatsızlıktır.
Yakalanan her ayakkabı kutusundan sonra, küçük ayak parmaklarında bir sızı hissedilir. Daha sonra topuklarda bir acı hissedilir. Nihayetinde, kuyruk sokumunda bir batma hissi ile rahatsızlık had safhaya varır. 3X6 İtirafetol forte tablet ile 3x9 Zıkkımoksin hastalığa gayet iyi gelir.

Keser Döner Sap Girer Sendromu: Bu rahatsızlıktan muzdarip olanlar, kendileri iftira atıp yalan söylerken, masum insanları töhmet altında bırakırken, itibar cellatlığı yaparken İslamın Kılıcı rolünü oynadıklarını iddia ederler, ama ve lakin başkaları kendileri hakkında aynı haltları yemeye başlayınca (ki aynı haltlar olmayabilir de) bir anda Kerbela'da işkenceyle öldürülen Ehlibeytle empati kurasıları gelir. Tedaviye yönelik olarak, 3x24 dersanol başlanmalıdır.

 A. Şimşek

20 Aralık 2013 Cuma

Düşünmüyorum, öyleyse ayakkabı kutusu...(!)





Kitaplar bize uygarlığın, M.Ö. 3000 yılı dolaylarında  başladığını söylüyor.
2000 li yılları  biraz geçtiğimize göre, kaba bir hesapla uygarlığın başlangıcından bu yana 5000 yıl geçmiş oluyor.
Peki, neler oldu bu 5000 yılda ? 5000 yıl önce başlattığımız uygarlığı devam ettiriyor muyuz, yoksa köküne kibrit suyu dökmek üzere miyiz?

Şu koca 5000 yılı özetlemek istesek; herhalde sayısız savaş, katliam, tecavüz, açlık, sefalet ve hastalıktan bahsetmemiz gerekir. 
Her geçen gün daha fazla sayıda insan ölüyor, daha fazla sayıda insan işsiz kalıyor, daha fazla sayıda insan hastalıklarla mücadele ediyor.

İnsanoğlu, inatla mutsuzluk üreten yolunda gitmekte ısrar ediyor.

5000 yıl sonunda geldiğimiz noktanın analizini, neden ve nasıllarını bırakalım uzmanları yapsınlar. Ben daha çok sonuçla ilgileniyorum.

Aslında bu uzun girişin amacı, okuduğum bir bilim haberiydi değerli okurlar. Haber, insan beyninin 5000 sene içinde %10 oranında küçüldüğünü söylüyordu. Haberi okuduktan sonra insanoğlunun geçmişine baktım ve “Başka bir sonuç zaten mümkün değildi ki!” dedim.

Son yüz elli yılda ise, insan ağırlığı ortalama 20 kilo artmış. İnsanın bedeni irileşirken, beyni küçülmeye devam ediyor.

Sonra, dinozorların neslinin tükenmesiyle ilgili olarak söylenen bir söz geldi aklıma. Kocaman bir vücut, ufacık bir beyin; işte dinozorların yok olmasının nedeni!..

Bütün bu olanlara bakınca,   insanlığın sonu geliyor mu  “acaba” demeden geçemiyorum.

“Bu şekilde, insan beyni 5 bin sene önceki haline oranla yüzde 10 küçüldü. Bilim insanları ise hayvan avı ile geçinen insanlıktan bu yana ihtiyaçlarını başkaları ile gidermeye başlayan insanların edindiği davranış değişikliklerinin beynin küçülmesini tetiklediklerini ifade ettiler.”

Haberin son paragrafını ise; açlık sınırının 1065 TL olduğu bir memlekette net 868 TL asgari ücret tayin edenlere ithaf ediyorum.

Efendim, kısaca toparlayacak olursam; sen, insanları sömürürsen beynin küçülür; işin özü budur!..

A. Şimşek



Herkeslere Sorduk: Yeni Yıl?





Mahmut Gamlı (memur) : Valla ne diyim; tereyağını bulduk balı bulamadık, peyniri bulduk zeytini bulamadık, AD'yi bulduk SL'yi bulamadık, papazı bulduk kızı bulamadık, Kürt’ü bulduk Açılım’ı bulamadık, krizi bulduk teğeti bulamadık... İnşallah yeni yılda bunların hepsini birden bulurum. Unutmadan maaş artışını da az bulduk!.. Yeni yıla evimde gireceğim.
AB (malum topluluk) : 2013 hakkaten verimli bir yıl oldu. Ülkeniz sağolsun hep verdi, hep verdi. Tanrı dilerse 2017'de müzakerelere başlayıp, 2025'te stajyer üyelik ve 2125'te de tam üyelik verilmiş olacak. Yeni yıla Diyarbakır' da giriyoruz.

İsrail (malum ülke) : Bizim için de verimli bir yıl oldu. Öldürülen her İsrailli için 10 Filistinli öldürdük. Yeni yıla biz de aynı şekilde Diyarbakır'da giriyoruz.

ABD (malum ve meşhur ülke) :
Eski yılda saymadık kaç bomba oldu. Tonla bomba salladık, ama kaç tane salladık bilmiyoruz. Yeni yılda işi sıkı tutup attığımız her bombanın, aldığımız her canın çetelesini tutacağız. Yeni yıla biz de Diyarbakır'da giriyoruz anasını satayım! (AB ve İsrail orada girdiğine göre vardır bir hikmeti...)

Cavidan Meşrep (33) :
Eski yılda feysbukuma 1500 kişi ekledim, 2789 tweet attım, 3400 fotoğraf paylaştım, 19 tane kedi videosu yükledim, 6799 şiir denkledim. Yeni yıla, instagram veya twitter'da gireceğim, olmadı Feysbuk.

Hüdai Kelle (mahkum) : Benim büyük dedem ve babam, meclisin çıkardığı bütün aflardan yararlanmış. Bir beni mi gözünüz götürmüyor dingiller?! Eğer bu ülke benim de ülkemse, benim de devletimse, bana sahip çıkılsın. İki cinayet, üç tecavüz, beş rüşvet, 15 yolsuzluk, 22 hakaret, 12 kundakçılık affedilmeyecek nesi var; hırsızlık mı yaptım anuna koyim. Yeni yıla herhangi bir yerde, fakat özgür olarak girmek istiyorum... Bir konuşursam yakarım lan hepinizi...

President Erdoğan (başbakan) :
2010 yılında Atatürk, İnönü ve Özal'ı aştım. 2014 yılında ise Obama ve Putin'i aşarak yoluma devam edeceğim. Beeeeen, yeni yıla girmesini sizden öğrenecek değilim. Benim türbanlı bacılarım ve sakallı hacılarım, evvelsi iktidarlar zamanında yeni yıla bile giremiyorlardı. Hamdolsun, devr-i iktidarımızda onları da yeni yıla soktuk. Yaptığımız yatırımlar, metrolar ve TOKİ'ler sayesinde yeni yıla artık 15 dakkada girebiliyoruz. Şunu da ifade etmek isterim ki, devlet içine yuvalanmış çetelerin yeni yıla girmesine izin vermeyeceğiz. Kimse bunu bizden beklemesin.

Kılıçdaroğlu (işsiz) :
Eskisinin suyu mu çıktı da yenisine giriyoruz. Kanımca, eski yılın sonuna kadar gidilmeli, yersiz ve gereksiz yeni yıl tartışmaları yapılmamalıdır. Zamanı geldiğinde, hiç kuşkusuz biz de parti olarak hükümetle birlikte yeni yıla gireceğiz. Eski yılda işçi, memur, köylü ve yılbaşı dansözü üreticileri perişan olmuştur. Yeni yılda gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, bizim de muhalafet olarak görüşümüz sorulmalı, meli mali, meli malıdır.

Öğrenci (potansiyel işsiz) : Eski yılda, harç parası yatırmak için veznelere koşturmaktan ders bile çalışamadım, 3 dersten çaktım. Yeni yılda harç almayın üleyn... Yeni yılda hükümetten İmralı affı, Ergenekon affı ve öğrenci affı bekliyorum.

Öğrenci (liseli) : Üniversiteye girebilmek için elli tane sınav mı yapılır lan? Sınavlara girmekten okula gitmeyi unutmuşum, devamsızlıktan kaldım. Yapılır mı lan bu? Madem dersanaler kapatılıyor, okullar da kapatılsın anasını satayım. Bana balık vermeyin, balık tutmayı da öğretmeyin, bana bakan oğlu olmayı öğretin lan ipneler.

Emekli Ekipler Amiri Cevdet Hizmet : Bu daha başlangıç mücadeleye devam. Anaaa noluyo lan!

Yandaş Medya :
Milletçe yeni yıllara ihtiyacımız olduğu şu günlerde, böyle operasyon mu yapılır lan ipneler? Ağzımınızın, burnumuzun tadı kaçtı anasını satayım. Yılbaşı olsun da iki çekirdek çıtlarız derken, Erzurum'un çayı gibi kıtladılar muktedirimizin keyfini, saadetini. Bırakır mıyız ülen bunu sizin yanınıza, öhe yanı bırakır mı len bunu yanınıza sayın muktedirimiz. Nahlet gelsin verdiğimiz emeklere, nahlet gelsin içimizdeki hizmet sevgisine. Yeni Yıla, bu paralar, bu fotoğraflar, bu görüntü ve ses kayıtları sahtedir'de giriyoruz tabiyatıylan.

Suriye : 2013 yılında herkes bize girmeye çalışırken, 2013'ün sonlarına doğru biz herkese girmeye başladık. Yeni yılda da bu girişimlerimiz devam edecektir. Teyyip kardeşime mahsus selam eder gözlerinden ve müstakbel kelepçelerinden öperim.

A.Şimşek

18 Aralık 2013 Çarşamba

Korsan Piyasasında Son Durum


Birçok müzik sanatçısının korsan tehdidi nedeniyle albüm yapmadığı şu günlerde, bu piyasadaki son gelişmelere bir göz atalım, değerli okurlar:

- Herhangi bir ülkenin başbakanının, sık sık yurtiçi ve yurtdışı gezilerine gitmesini, miting ve kâinatlar arası uzay yolculuklarına çıkmasını fırsat bilen korsancılar, piyasaya korsan başbakan sürdü. Malum cemiyet tarafından piyasaya sürüldüğü anlaşılan başbakanın, '"dersaneleri hiç kapatır mıyım lan ben, köftehorlar" demesi de dikkatlerden kaçmamıştı. Korsan başbakan, korsan sektörünü yasalaştıran tasarının görüşülmesi esnasında olumlu oy kullanırken fark edilerek gözaltına alındı. Evinde yapılan aramada 2 adet korsan Kılıçdaroğlu bulunan başbakan, tutuklanmak üzere mahkemeye sevkedildi.

—Çinli yönetmen Hung Çin Çotanak Çung'un son filmini, 1.000.000 kopyayla Türkiye korsan piyasasına süren korsan CD'ci Abdulkadir Tektoynak, yalnızca 10 adet VCD satışı yapmak suretiyle iflas etti.   
“Filmin Türkçe altyazısını bulsaydım, sonuç çok farklı olurdu” diyen Tektoynak, muhabirimizin alaycı bakışlarından kurtulamadı.
Karikatür : Yiğit Özgür
— Ümraniye-Kadıköy hattı arasında yolcu taşıyan özel halk otobüsü, 3.-TL'den bilet satınca, vatandaşlar tarafından korsan otobüs olduğu anlaşıldı ve 'korsan dediğin ucuz olur eşşoğlusu' denilerek şoför ve muavini öldüresiye dövüldü.

— Kendi yaptığı albümün korsanını piyasaya süren Zırtapoz isimli müzik firması yetkilisi 'korsanda daha fazla para var lan' diyerek konuya farklı bir bakış açısı sundu.

 — Adli Tatili fırsat bilen korsancılar İstanbul'un 10 ilçesine korsan adliye açarak 12.987 suçlunun beraat etmesini sağladı.

— Windows 17'yi piyasaya süren korsancılar, daha sürdüklerinin 2. dakikasında yakalandılar. Mardinli teyp tamircisi olan suçlu, “Sürüm no'sunu yanlış yazmışım abi” dedi. 


— Teriyer namı altında piyasaya 4589 adet çomar sokan korsancıları yakalamak isteyen emniyet güçleri sokak itlerinin saldırısına uğradı. Kuduz aşısı yapılmak üzere hastaneye götürülen görevliler, kendilerine yapılmaya çalışılan aşıların sahte olduğunu anlayınca, hastane başhekimine topluca kafa attılar.

— Eczanelerde 1.5 TL'den satılan syxkopitix isimli ilacın 1 milyon kutu sahtesini 33 TL'den piyasaya süren korsan ilaççılar yaptıklarına eşekler gibi pişman oldu. Üstelik bu vesileyle iflas da etmiş oldular.

— Windows Messenger'i marka olarak tescil ettirmek isteyen Antepli yemeni ustasının medeni cesaretinin derecesi Guinnes Rekorlar kitabına girdi.

 — Korsan CD ve kaset yapmak üzere piyasaya korsan CD'ci ve kasetçi süren uluslararası bir şebeke toplumda infial yarattı. Yaratılan infialde 54 konut yerle bir oldu, 44 işyeri kullanılamaz hale geldi.

—Güneşi Gördüm 3”, “Recep İvedik 6”, “Issız Adam 8,5” filmleriyle korsan film piyasasına girmek isteyen 15 kişilik çete Giresun Firkateyni tarafından püskürtüldü.

— Hakkari’nin Gitmesek de Görmesek de Beldesi’nin belediye başkanı adaylarından Mustafa Baldudak, yerel seçimler arifesinde ismini “Kemal Kılıçdaroğlu” şeklinde değiştirmek için mahkemeye başvurdu. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken, Mahkeme Başkanı Piyasaya korsan belediye başkan adayı mı sürmek istiyosun lan ipne?” diyerek başvuru sahibini azarladı.



A. Şimşek